Ana SayfaPsikolojiKendin Olmanın Dayanılmaz Hafifliği

Kendin Olmanın Dayanılmaz Hafifliği

Kendin Olmanın Dayanılmaz Hafifliği – Ferhat Jak İçöz

Tür:Psikoloji
Yazar:Ferhat Jak İçöz
Yayınlanma Tarihi:2020
Yayınevi:Doğan Novus
Konusu

Varoluşçu bir yazar ve psikolog olan Ferhat Jak İçöz bu kitabında hayatın içinden 40 farklı konuyu ele alarak insan olmanın getirdiği bazı durumlar ile ilgili açıklamalar yapmış olup insanın asıl yolculuğunun kendini tanımak üzerine olması gerektiğini belirtmektedir.

Kendin Olmanın Dayanılmaz Hafifliği Özeti

Varoluşçu bakış açısına göre tüm deneyim ve duygularımız oldukça önemlidir ve bu deneyimlerimizin tamamını sahiplenmemiz gerekir. Tüm duygularımızı anlamlandıramayabiliriz. İnsan yapısı gereği anlamlandırmak ve hikayeleştirmek ister. Ancak insan çok daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Yaşadığımız deneyimlerin tek bir nedeni olabileceği gibi çok fazla nedeni de olabilir. Bu sebeple tek bir noktaya odaklanırsak yaşadıklarımızın derinliğini göz ardı etmiş oluruz.

Yaşadığımız bazı anıları anlamlandırabiliyorken bazen de bize aşırı anlamsız gelebilirler. Hatta bazı olayların tamamen talihsizlik ya da şanssızlık olduğunu düşünebiliriz ve böyle durumlarda kendimizi oldukça çaresiz ve köşeye sıkışmış hissedebiliriz. Böyle durumlarda yapmamız gereken tüm duygu ve deneyimlerimize kulak vermek ve bu tecrübelerin bize ne anlatmak istediğine odaklanmaktır. Sebepsiz yere öfkelendiğimizi ya da üzüldüğümüzü düşünüyorsak bu duygular saydığımız gibi sebepsiz olmayabilir. Bu sebeple kendimizi daha iyi anlayabilmek için kendimizle daha yakın bir ilişki tanımlamamız gerekir. Bu dünya üzerinde kendimizden başka gidecek bir yerimiz olmadığından mevcut olduğumuz yeri iyi tanımamız daha canlı ve dolu bir hayat yaşamamızı sağlar. İnsan olmak, yapısal olarak çok değişken ve dönüşen bir hal olduğu için içinde sürekli huzur bulunabilecek bir liman değildir. Bu noktada kendimizi iyi tanımış olmak hayatta akışı yakalamak ve hayatı yaşanmaya değer kılmak için gerekli en önemli adımdır. Yazar, bu kendini tanıma yolculuğunda en çok felsefeden ve çeşitli filozofların görüşlerinden yararlandığını belirtmiştir. Felsefe de çeşitli sorular ortaya koyar ve bu sorular kendimizi daha iyi tanımamıza yardımcı olur. Bu noktada felsefe ve varoluşçu bakış açısı kesişim gösterir. Ancak kendini tamamen tanımış olma durumu mevcut değildir, çünkü insan sürekli değişir. Bir gün heves ve mutluluk ile yaptığımız bir eylemden bir başka gün utanç duymamız mümkündür. Felsefi olarak bizi varlık olmaktan çıkarıp “varoluş” kılan da tam olarak budur.

Varoluşçu bakış açısına göre dünyada iki tip insan yoktur; kendini tanıyanlar ve kendini tanımayanlar şeklinde. Varoluşçu bakış açısına göre insanın elinde iki seçenek vardır. Birincisi kendimizi tanıma yolunda kalmak, öbürü ise kendimizi unutma yolunu seçmek. Duyguları olan bir canlı olduğumuz için yükümüz ağırdır, bu yük insan olmanın getirdiği durumlardan biridir. Ancak kendini tanıyor olmak bu yükü daha konforlu taşımamıza olanak sağlar. Bir yandan da sahip olduğumuz bu yükün sonluluğu olduğunu bilerek yaşatmamız gereklidir. Ertelediğimiz, kendimizi mahrum bıraktığımız her şey birer kayıptır. Örneğin boş bir şekilde televizyon izlerken ailemizle ya da arkadaşlarımızla geçirebileceğimiz sayılı anı çöpe atmış olabiliriz. Dolayısıyla her seçim aslında bir vazgeçme halidir. Zaman olarak sözlüyüz, hayattaki tüm deneyimleri yaşamak için vaktimiz olmadığı gibi olan vakitte de ne kadar yaşayacağımızı bilemiyoruz. Ayrıca bedensel imkânlar olarak da kısıtlıyız, aynı anda tek bir yerde bulunabiliyoruz. Bu da bizim hayatta aslında çok net sınırlarla çevrelenmiş olduğumuzu göstermektedir. Bütün bu kısıtlamaların yanı sıra sonsuz olan tek durum ise yaşayabileceğimiz şeylerin gerçekleşme ihtimalleridir. Aklımızın almadığı kadar sonsuz sayıda hayatlar yaşama ihtimallerine sahibiz. Ancak sık sık kendimizi bir yerde hapsolmuş sanki başka bir durum gerçekleşemeyecekmiş gibi hissederiz. Bu durumda unutmamamız gereken ne zamanki böyle bir durum yaşamışsak duvarlarını kendimiz ördüğümüz bir tuzağın içinde olduğumuzdur.

Doyurucu bir şekilde yaşamayın yolu belki de gerçek sınırlarımızın farkına varıp o sınırlar içerisinde özgürlüğümüze sahip çıkarak yaşamaktansa geçmektedir. Bu sınırlı insani alanda gerçekleşmesini istediğimiz ihtimalleri seçmeli ve bu seçimlerin sonuçlarına da sahip çıkmalıyız. Sonuçlar her ne kadar kötü olursa olsun ne hissettiğimiz dâhil tüm deneyimlerimizi kucaklamamız ve yaşadığımız bu durumların kendi dünyamızın bir parçası olduğunu kabul etmemiz gerekir. Kendimiz ve hayatımız ile ilgili daha doğru seçimler yapabilmek için de kendimizi en iyi şekilde tanımamız gerekir. Bu eylem çok çaba gerektirecek bir durumdur ve insan yaşadığı sürece de sonu gelmez. Bu yüzden en çok kendimize sahip çıkmalı, bıkmadan usanmadan kendimizi tanıma yolunda ilerlemeye çalışmalıyız. Çünkü dünya üzerinde kendimizden başka gidecek yerimiz yok.

Kendin Olmanın Dayanılmaz Hafifliği – Kitap Açıklaması

Varoluşçu psikoterapi ve felsefeyle hayata dair 40 mesele.

Bu dünyada kendimizden başka evimiz yok. Hatta Heidegger’e ve Sartre’a göre hiç evimiz yok; lakin kendilik dediğimiz de sürekli değişen, dönüşen ve çelişkili bir olgu olarak pek güvenli bir liman değildir. Ancak bu dünyada daha canlı hissetmek istiyorsak, hayatlarımızı daha dolu dolu, doygun yaşamak istiyorsak, elimizden gelen tek bir şey var; kendimizi ve içinde yaşadığımız dünyayı yakından tanımak. Kendimize sorular sormanın, merakla bakmanın ve hazır cevaplara yerleşmemenin bize getireceği en büyük hediye, kendimizi ve içinde yaşadığımız dünyayı daha yakından tanımak olacaktır. Bunu başarabildiğimiz ölçüde hayatta akışı yakalamak ve canlı hissetmek mümkün olur. Bu konuda Sokrates’çiyim. Gerçekten de incelenmeyen hayat yaşamaya değmez hale gelir.

Bu kitapta size kesin çözümler, formüller veya izlenecek yollar vaat etmiyorum. Hatta herhangi bir şey vaat etmiyorum. Yazdıklarımı harfiyen uygularsanız hayat müthiş kolay olacak, her anınız mutluluk dolacak demeyi isterdim ama bu sizi kandırmaktan başka bir işe yaramazdı. Sadece bir önerim var, o da daha uyanık yaşadığınızda ulaşacağınız çok çekici, reddetmesi zor, dayanılmaz bir hafiflik. Kendin olmanın o şahane ve dayanılmaz hafifliği. Ama uyarmadan edemeyeceğim, bu hafiflik özgürleştirdiği gibi korkutur da.

(Tanıtım Bülteninden)

Like
Love
Care
Haha
Wow
Sad
Angry
Sinem Ezgi Akbulut
Sinem Ezgi Akbulut
Okur - Yazar - Çizer

BENZER KONULAR

YORUMLAR

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin

Sosyal Medya

790BeğenenlerBeğen
4,570TakipçilerTakip Et
21TakipçilerTakip Et
22TakipçilerTakip Et
55AboneAbone Ol

Günün Kitabı

Editör Seçimleri

Popüler Konular

Son Konular