Ana SayfaRomanKaranlık Oda

Karanlık Oda

Karanlık Oda – Osman Balcıgil

Tür:Roman
Yazar:Osman Balcıgil
Yayınlanma Tarihi:2018
Yayınevi:Karakarga
Konusu

Bu kitapta Osman Balcıgil ve Deniz Gezmiş’in ülkenin karanlık tarihine olan sohbetlerini okuyoruz. 1968 kuşağı Denizler ve 1980 kuşağı yazarın, Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren ülkenin üzerine kara bulut gibi çöken emperyalizm ve ona karşı çıkanlar üzerinde oynanan oyunları anlatılmaktadır. “Tam Bağımsız Türkiye” istemi, halka faşist söylemlerle tehlike oluşturuyor algısı oluşturulup kin, nefret duyguları körüklenmiştir.

Cumhuriyet tarihinde, önce yeni Türkiye’nin inşa sürecine, sonra ise çok partili rejimin getirdiği ortamdan sadece gericilerin yaralandığı ve kısa süreliğine de olsa püskürtülürler. Ardından emperyalizmin Türkiye’yi baskı altına alması, ülkeyi irticanın bataklığına doğru sürüklemesiyle sembolize edilmekteydi. Böyle olunca gençlik, tüm fedakâr tavrıyla kendini kavganın tam ortasında bulmakta gecikmez. İki tarafın üzerine oynayan, algı yaratarak tehdit oluşturup kaos yapan taraf olayları uzaktan seyreden güçtür. Aydın gençler haklı davalarını anlatamazken, halk milliyetçilik, din kavramlarıyla yanıltılıp taraf oluşturulur. Hep işe yarayan bu yöntemle yapılmak istenen yapılmış, gencecik aydınları hukukla değil siyasetle yargılayıp darağacına göndermiştir.

Karanlık Oda Özeti

Osman Balcıgil, tavan arasına kaldırdığı,  gazetecilik ve televizyonculuk günlerinde yazdığı, çektiği ya da taslak olarak kalmış çalışmalarını incelerken yıllar öncesine gider. Bu arşivin tozlu raflarından yansıyanlar eski bir o kadar da hafızalarda tazeliğini koruyacak kadar yenidir. 70’li yılların ortalarından 2000’lerin başına kadar yaşanan süre içinde çekilmiş film karelerinden sadece birini eline alır ve karanlık odada bir silüet belirir. Yazarın elindeki fotoğraf Deniz’e aittir. 25 yaşındaki delikanlı, kendi dönemi ve sonrasındaki bütün fotoğraflarda vardır aslında. O, haksızlığa ve zorbalığa, örgütlü ya da bireysel olarak karşı çıkmanın da adı olmuştur. Ülkenin zor günlerinde sorumluluk alan bu iki insan, geçmişten geleceğe ülke tarihini de analiz ederler.

Yazar, Deniz’den yedi yaş küçük olmasına rağmen zaman değişmiş ancak yaşananlar değişmemiştir. Faşist duygular, can almaya devam etmiş; milliyetçilik, yanına cehaleti ve bağnazlığı alarak ayrıştırmayı körüklemiştir. “Demokrat ambalajlı” taassuptan yana ve bağnaz zümre, Cumhuriyet’in kazanımlarını tırpanlamaktadır. Dünyanın birçok yerinde emperyalist ülkelerin güdümü altındaki az gelişmiş ülkelerin üzerindeki hegemonyaya zemin hazırlayan bu tutum, Atatürk’ün devrimlerinin de gerçekleşmesini sekteye uğratmıştır. Çok partili sisteme geçmek demokrasinin güçlenmesi anlamında bir başarı sayılabilirken, gönlü padişahlıkta kalanların eline iktidar geçince Cumhuriyetin kazanımları halka yeterince anlatılamadan ilerleme engellenmiş ve yerine kasıtlı olarak gericiliğin önü açılmıştır.  Köy Enstitüleri kapatılarak, aydın bir gençliğin ve onun yön verdiği köylünün önü kesilmektedir.  Başka türlü bilinçli halkı yönetmek imkânsızdır. İktidar, basını baskısı altına alsa da üniversite gençliğini susturamaz. Cumhuriyet’in karşısındaki gerici zihniyet, gençleri hedef almış ve itiraz edeni yok etmeye başlamıştır. Oysaki genç aydınların tavrı bellidir, halkın yanında ve haklarının savunucusudurlar. Cumhuriyet’in inşasında yer alan bir eğitimci aileden gelen Deniz ve aydın gençlik, ülkenin sürüklenmek istediği zihniyetin karşısında dururlar. Toplum altyapısına bakıldığında, ahlak ve erdemle donanmış, bilimden nasibini almış siyasi kadroların olmayışı da buna zemin hazırlamıştır. Asker duruma el koysa da bir süre sonra yeniden zemin bulan zihniyet kaldığı yerden devam eder. 60 ihtilali, idamlarla çok büyük bir hata yapar ve sonraki dönemdeki sorun olarak görülenler yine idamlarla cezalandırılacaktır. Yönetim değişse de gelen gideni hep aratır. Türkiye’de üniversiteler, 50’li yılların sonlarından itibaren akademik ve demokratik taleplerin dile getirildiği kurumlardır. ODTÜ’lü gençler başta olmak üzere üniversiteli gençlik ikinci “Milli Kurtuluş Mücadelesi ”ateşlediğinde takvimler 6 Ocak 1969’u göstermektedir. Deniz ve arkadaşları, ABD’nin ülkeyi bir plato olarak kullanmasına karşı çıkarlar. Gençlik, emperyal kavga verirken ülkedeki faşist güruh onların üzerine ölümüne saldırmaya ve can almaya devam eder. “Tam Bağımsız Türkiye” kavgasını veren gençlik, Amerika’nın hedefi haline gelmiştir. Projeyi uygulamak için kışkırt, zayıflat, saldırt, hedef haline getir ve vur taktiğini kullanırlar. Yönetim ise, emperyalizmle iş tutmaktadır ve siyasal iktidara ciddiyetle karşı duramayan bir muhalefetin tutumu, gençleri ateşin ortasında savunmasız bırakır. İktidarın, kontrgerilla yönetimindeki faşist çeteler vasıtasıyla ülkeyi kan gölüne çevirmesi, gençlere uzanan namlu işleri çıkılmaz hale getirir. Atılan sloganlar, yapılan eylemler, orantısız güç karşısında çaresiz kalırlar ve onlar da güç dengesi oluşturmanın yollarını ararlar. Eylemler yapıyor, ABD askerlerini kaçırıp, burunları kanamadan serbest bırakıyorlardır fakat bu gençleri tehdit olarak gören Amerika’nın hedefi haline gelmektedirler. Deniz ve arkadaşları daha tutuklanmadan kalemleri kırılmıştır. İktidar yine resmî tarihi yazmaya başlamış, muhalif sesler susturulmuştur. DP’nin diyeti üç gence kesilmiş, kana kan isteyen kişiler onları suçları ile değil siyasetle yargılarlar. Deniz ve arkadaşları daha mahkemeye çıktıkları ilk gün infaz kararının çıkacağından emindirler. Siyasal iktidar kimin elindeyse tarihi, hukuku, medyayı istediği gibi yönlendirmiş ve halk kandırılmıştır. Deniz ve arkadaşlarının fikirleri ne yazık ki halka ulaşamadan onları hayattan koparmışlardır. Sonrasında gelen gençlik, bu meşaleyi taşımak istemiş fakat yine şiddet, işkenceyle cezalandırılmıştır. Yine milliyetçilik ve din kavramları ayrıştırmak için kullanılmış, gençler hedef haline getirilmiştir. Zaman ilerledikçe bu kavramlara yenileri eklenmiş etnik kimliklerle daha kullanılabilir bir zemin oluşturulmuştur. Çağdaş uygarlık düzeyini yakalamaya çalışan, bilimden ve felsefeden nasibini almış gençler, eninde sonunda memleketin başına bela gibi gösterilmiş ve hala gösterilmektedir.

Karanlık Oda – Kitap Açıklaması

Kürtlük-Türklük, Alevilik-Sünnilik,

Zenginlik-Fakirlik, Doğuculuk-Batıcılık,

Dindarlık-Laiklik…

Büyükada’daki bir evin karanlık odasında, soluk kırmızı ışığın altında, 61 yaşındaki gazeteci Osman Balcıgil ve ondan yedi yıl önce doğan 25 yaşındaki delikanlı Deniz Gezmiş, memleketin siyah beyaz klişelerine bakıyorlar.

İşçiler, köylüler, öğrenciler, ekmek, toprak ve özgürlük…

Osman Balcıgil, “bir ceza olarak idamdan” bahsettiği kitaplardan bağımsız bir ağabey, sembollüğünden haberdar olsa da bihaber kardeşi Deniz.

Darağacına doğru yürüyen gencecik, pırıl pırıl insanlar ve onlar gittikten sonra olanlar küvetlere dolduruluyor; ama bu sohbet, dokunulmaz, mahrem, samimi bir iç döküş olarak satırlara düşüyor.

(Tanıtım Bülteninden)

Like
Love
Care
Haha
Wow
Sad
Angry
Nurhayat Akbulut
Nurhayat Akbulut
İyi kitap okumak geçmiş yüzyılların en iyi insanlarıyla sohbet etmek gibidir.

BENZER KONULAR

YORUMLAR

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin

Sosyal Medya

791BeğenenlerBeğen
3,643TakipçilerTakip Et
21TakipçilerTakip Et
22TakipçilerTakip Et
52AboneAbone Ol

Günün Kitabı

Editör Seçimleri

Popüler Konular

Son Konular