Okuyucu – Bernhard Schlink
| Tür: | Roman |
| Yazar: | Bernhard Schlink |
| Yayınlanma Tarihi: | 2000 |
| Yayınevi: | İletişim Yayıncılık |
| ISBN: | 9789754703887 |
Karakterler
Michael Berg: Romanın anlatıcısı olan Michael, hikayeyi hem gençlik hem de yetişkinlik perspektifinden aktaran karmaşık bir karakterdir. Genç yaşta Hanna’ya derin bir bağlılık geliştirir. Hanna’nın yargılanması sırasında gerçeği söylememesi hayat boyu süren bir vicdan yüküne dönüşür. Yetişkinliğinde insanlarla sağlıklı ilişkiler kurmakta zorlanır. Roman boyunca “doğru olan nedir?” sorusuyla mücadele eder.
Hanna Schmitz: Romanın en çarpıcı ve tartışmalı karakteridir. Michael’ın hem sevgilisi hem de geçmişin karanlık yüzünü temsil eden figürdür. Duygularını açıkça ifade etmez, ani kararlar alır. İlişkide baskın taraftır, kuralları o belirler. Okuma yazma bilmemesi onun en büyük sırrıdır ve bu utanç, hayatındaki kararlara yön verir. Nazi geçmişi ve yaptığı seçimler onu “suçlu” konumuna getirir, ancak roman onu tek boyutlu bir kötü karakter olarak sunmaz.
Profesör: Hukuki olaylara duygudan çok akılla yaklaşır. Öğrencilerine Nazi suçlarını tartışma ve analiz etme fırsatı sunar.
Michael’ın Babası: Duygusal açıdan uzak bir figürdür. Savaş sonrası kuşağın ebeveynleriyle olan kopukluğu okuyucuya gösterir.
Konusu
Roman genç Michael Berg ile kendisinden yaşça büyük Hanna Schmitz arasında gelişen gizli bir ilişki üzerinden ilerler. Yıllar sonra Michael, Hanna’nın Nazi döneminde bir toplama kampı gardiyanı olduğunu ve savaş suçları nedeniyle yargılandığını öğrenir. Roman, bu ilişki aracılığıyla aşk, suçluluk, utanç ve geçmişle yüzleşme gibi temaları sorgulayan derin bir anlatı sunar.
Okuyucu Özeti
Bernhard Schlink’in Okuyucu adlı romanı, II. Dünya Savaşı sonrası Almanya’da geçen ve bireysel ilişkiler üzerinden toplumsal suçluluk ve geçmişle yüzleşme temasını ele alan derinlikli bir eserdir. Hikâye, anlatıcı Michael Berg’in gençlik yıllarına dönerek başlar: 15 yaşındaki Michael hastalandığı bir gün kendisine yardım eden Hanna Schmitz ile tanışır ve kısa sürede aralarında gizli, tutkulu ve dengesiz bir ilişki gelişir.
Hanna’nın en dikkat çekici isteği, Michael’ın ona kitap okumasıdır; bu okuma ritüeli ilişkilerinin merkezine yerleşir. Ancak bu yoğun bağ, Hanna’nın hiçbir açıklama yapmadan ortadan kaybolmasıyla aniden sona erer ve Michael’da derin bir terk edilmişlik, suçluluk ve kafa karışıklığı bırakır.
Yıllar sonra hukuk öğrencisi olan Michael, bir mahkeme sürecini izlerken Hanna ile yeniden karşılaşır ve onun Nazi döneminde bir toplama kampı gardiyanı olarak görev yaptığını öğrenir. Hanna, savaş suçları nedeniyle yargılanmaktadır ve mahkeme sürecinde onun geçmişteki rolü, özellikle mahkûmların ölüme gönderilmesindeki sorumluluğu ortaya çıkar. Duruşmalar sırasında Michael, Hanna’nın aslında okuma yazma bilmediğini fark eder.
Ancak Hanna bu gerçeği itiraf etmek yerine daha ağır bir suçu üstlenmeyi tercih eder, çünkü onun için cehaletinin ortaya çıkması suçlarından bile daha utanç vericidir. Michael bu durumu anladığı hâlde sessiz kalır ve bu pasifliği, onun hayatı boyunca taşıyacağı ahlaki bir yük hâline gelir. Sonuçta Hanna ağır bir hapis cezasına çarptırılır ve Michael, hem geçmişteki ilişkisini hem de kendi sorumluluğunu sorgulamaya başlar.
Yetişkinlik döneminde Michael, Hanna ile doğrudan iletişim kurmakta zorlanır; ancak ona kitap okuyup kasetlere kaydederek hapishaneye gönderir ve böylece aralarında dolaylı bir bağ yeniden kurulur. Hanna bu kayıtlar sayesinde okuma yazmayı öğrenir ve zamanla kendi geçmişini anlamaya yaklaşır. Yıllar sonra tahliye edilmesine kısa süre kala Hanna intihar eder ve Michael, onun geride bıraktığı parayı bir Holokost mağduruna ulaştırarak bir tür geç kalmış yüzleşme yaşamaya çalışır.
Roman bu noktada kesin bir çözüm sunmaz; aksine okuyucuyu suç, utanç, adalet ve bireysel sorumluluk üzerine düşünmeye zorlar. Okuyucu, bir aşk hikâyesinin ötesinde, bir toplumun travmatik geçmişiyle hesaplaşmasının ve bireyin bu süreçteki yerinin sorgulandığı güçlü ve rahatsız edici bir anlatı olarak sonlanır.
Okuyucu – Kitap Açıklaması
En eski kulvarlardan birine, polisiye’ye yenilikçi bir dalış yapan Alman edebiyatçı Schlink’in tüm maharetini sergilediği bir roman, Okuyucu. 15 yaşındaki bir çocuğun 35 yaşlarındaki bir kadınla yaşadığı aşk, Nazi dönemi sabıkalarının izleri, ihanet, kaçış, vicdan azabı, uçurumlar, suçluluk duygusu, yakalanma korkusu… Schlink, bu temaları “Suç nedir, niçin suçluyum?” sorularının peşinde ve sürükleyici bir dehşet hikayesinin içinde öylesine ustalıkla işliyor ki, Daniel Cohn-Bendit’in deyişiyle “büyük edebiyat” çıkıyor ortaya.
(Tanıtım Bülteninden)



