spot_img
Ana SayfaGünlük - AnıBalzac Bir Yaşam Öyküsü

Balzac Bir Yaşam Öyküsü

Balzac Bir Yaşam Öyküsü – Stefan Zweig

Tür:Günlük – Anı
Yazar:Stefan Zweig
Yayınlanma Tarihi:2009
Yayınevi:Can Yayınları
ISBN:9789750734601
Karakterler

Balzac: Kitabın merkezindeki figürdür. Olağanüstü çalışma gücüne sahip, takıntılı, sabırsız ve sınır tanımayan bir yaratıcıdır. Yazmak onun için yalnızca sanat değil, hayatta kalma ve yükselme aracıdır. Para ve statü hırsı güçlüdür ve borç içinde yaşar ama büyük düşünmekten vazgeçmez. Disiplini aşırılığa varır. Uykusuz geceler, kapalı odalarda yazma seansları, metinleri defalarca genişletme… Zweig’in çizdiği Balzac portresi romantik bir dahiden çok, kendini tüketen bir üretim makinesidir.

Balzac’ın Annesi (Charlotte-Laure Balzac): Soğuk, mesafeli ve otoriter bir anne figürüdür. Balzac’ın çocukluğundaki duygusal eksikliklerin temel kaynağı olarak sunulur. Zweig’e göre Balzac’ın hayat boyu süren kabul edilme, onaylanma ve “büyük olma” ihtiyacının psikolojik kökenlerinden biridir.

Madame de Hanska: Balzac’ın hayatındaki en uzun ve belirleyici duygusal ilişkidir. Mesafeli, kontrollü ve temkinli bir karakterdir. Balzac için hem romantik bir ideal hem de maddi ve duygusal bir sığınak umududur. Zweig, Hanska’yı Balzac’ı sürekli bekleten, umut veren ama aynı zamanda onu daha çok çalışmaya ve zorlamaya iten bir figür olarak ele alır.

Stefan Zweig (Anlatıcı): Metnin görünmeyen ama yönlendirici karakteridir. Analitik, mesafeli ve psikolojik okumaya yatkındır. Balzac’ı yüceltmekten özellikle kaçınır. Onu zaaflarıyla, çelişkileriyle ve bedel ödeyen bir yaratıcı olarak konumlandırır. Zweig’in tavrı, biyografiyi bir hayranlık metni olmaktan çıkarıp yaratıcılığın maliyetine dair bir incelemeye dönüştürür.

Konusu

Balzac Bir Yaşam Öyküsü, Balzac’ın hayatını yalnızca kronolojik bir biyografi olarak değil, yaratma tutkusu, para ve statü hırsı, bitmeyen borçlar ve aşırı çalışma ekseninde anlatan bir portredir. Stefan Zweig, Balzac’ı romantize etmeden, onu yazmaya zorlayan iç baskıları, toplumsal yükselme arzusunu ve bu uğurda kendini tüketişini merkeze alır. Kitap, büyük edebi dehanın ardındaki bedeli ve yaratımın insan hayatını nasıl kuşattığını gösterir.

Balzac Bir Yaşam Öyküsü Özeti

Balzac Bir Yaşam Öyküsü kitabında yazar anlatıya Balzac’ın çocukluğundan girer. Aile içinde, özellikle annesiyle mesafeli ve sert bir ilişki, erken yaşta yatılı okul disiplini ve dışlanmışlık hissi Balzac’ta hem kendini ispat hem de toplumsal yükseliş takıntısını besler. Genç Balzac ailesinin yönlendirmesiyle hukuk çevresine girse de, masa başında güvenli bir mesleğe razı olmaz. Edebiyatı seçer ve ilk yıllarında takma adlarla, hızlı tüketilen metinler yazarak adeta bir edebiyat işçisi gibi çalışır. Bu dönemde kısa yoldan zengin olma hevesiyle giriştiği ticari maceralar (özellikle yayıncılık/basım gibi işler) felaketle sonuçlanır. Zweig’in biyografisinde Balzac’ın hayatını belirleyen büyük motorlardan biri bu kalıcı borç yüküdür: Balzac para kazanmak için yazar, ama para kazanma arzusu onu daha da fazla yazmaya zorlayarak bir kısır döngü yaratır.

Borç ve hırsın ittiği bu dönemde Balzac, Zweig’e göre “yavaş yavaş kendi adını inşa etmeye” başlar. Artık ona göre sıradan üretim değil, büyük eser fikri şekillenir. Balzac’ın Paris edebiyat piyasasıyla, yayıncılarla ve aristokrasiyle kurduğu gerilimli ilişki burada önem kazanır. Bir yandan edebiyatı bir meslek ve üretim disiplini olarak görür, diğer yandan yazdıklarıyla “yüksek” sınıfların içine sızmak ister. Zweig, bu aşamada Balzac’ın çalışma yöntemini biyografinin merkezine koyar. Geceler boyu süren yazma seansları, kendini dünyadan kapatma, metni tekrar tekrar büyütme ve genişletme, aynı temaları farklı romanlara bağlayarak tek bir evren kurma… Bu süreç Balzac’ın büyük projesi olan “İnsanlık Komedyası” (La Comédie humaine) fikrine evrilir: Balzac, Fransız toplumunu sınıflarıyla, para ilişkileriyle, ikiyüzlülüğüyle ve yükselme/çöküş mekanikleriyle kapsayan dev bir “toplumsal harita” çıkarmaya girişir. Zweig’in vurgu noktası şudur: Balzac’ın asıl olağanüstülüğü tek tek romanlardan çok, bu romanları tek bir bütünün organları gibi tasarlayıp durmaksızın genişletmesidir.

Zweig, Balzac’ın özel hayatını da aynı enerjiyle kronolojik ilerletir. Balzac’ın duygusal ilişkileri çoğunlukla romantik bir çizgiden çok korunma, destek, hayranlık ve statü ihtiyaçlarıyla iç içe verilir. Özellikle kendisinden yaşça büyük kadınlarla kurduğu ilişkiler, Zweig’in okumasında Balzac’ın hem anne figürü arayışıyla hem de sosyal çevre edinme stratejisiyle bağlantılanır. Balzac, bir yandan büyük yazar kimliğini büyütürken, diğer yandan lüks yaşama ve soylu çevrelere duyduğu açlık yüzünden sürekli daha çok para ister ve bu da onu daha fazla yazmaya iter. Bu yıllar Balzac’ın bir gecede şöhret masalından ziyade, yıpratıcı bir yükseliş olarak resmedilir: bir dönemde iflasın eşiğindeki bir yazı işçisiyken birkaç yıl içinde Avrupa çapında aranan bir isim haline gelmesi, Zweig’de hem hayranlık hem de tehlike duygusu taşır. (şöhretin yaratıcılığı yiyebilmesi gibi).

Biyografinin uzun bir hattı, Balzac’ın yıllara yayılan büyük tutkusuna bağlanır: Ewelina Hanska (Madame de Hanska) ile mektuplaşma ve sonunda evliliğe kadar giden ilişkisine… Zweig bu ilişkiyi cilalamaktan çok, Balzac’ın umut, bekleyiş, kırgınlık ve hesap kitapla örülü bir takibi olarak anlatır; Hanska’nın evliliğe giden yolu sürekli ertelemesi, Balzac’ın hem duygusal hem de maddi olarak daha da sıkışmasına yol açar ve Balzac’ın “son bir güvenli liman” arzusunu büyütür. Balzac’ın siyasetle ve kamusal alandaki imajıyla ilişkisi de bu dönemde görünür olur. Unvan, şato, mülk, “soylu” bir hayat fikri Balzac’ta sadece gösteriş değil, varoluşsal bir tamamlanma arzusuna dönüşür.

Finale doğru Zweig, Balzac’ın bedeninin bu üretim temposunu taşıyamayacağını adım adım hissettirir. Yıllarca süren uykusuzluk, aşırı çalışma, bitmek bilmeyen borç baskısı ve “daha tamamlanmadı” duygusu Balzac’ı tüketir. Balzac sonunda Hanska ile evlenmeyi başarır. Fakat bu, beklediği yeni hayatı kurduğu bir başlangıç değil, daha çok tükenişin son perdesi gibi verilir. Kısa süre sonra Balzac ağır hastalanır ve 1850’de ölür. Zweig bunu, büyük bir yaratım gücünün “tamamlanmamışlık” ve “daha fazlası” dürtüsü altında yanması olarak çerçeveler. Kitabın arka planında ayrıca şu bilgi önemlidir: Zweig bu çalışmayı sürgün yıllarında yazmış, metin tam anlamıyla son rötuşlarını göremeden kalmış ve ölümünden sonra Richard Friedenthal’in elden geçirip yayıma hazırlamasıyla kitap okura ulaşmıştır.

Balzac Bir Yaşam Öyküsü – Kitap Açıklaması

Belki de ilk gençlik dönemlerimden bu yana beni meşgul eden büyük bir eser yazmayı denerim —Balzac hakkında kalın bir kitap, bir yaşamöyküsü ve eleştiri. Muhtemelen üç, hatta dört yıl gerektireceğini biliyorum. Ama geriye kalıcı bir şey bırakmak istiyorum, on yıllarca etkisini yitirmeyecek bir eser … Otuz yıldır Balzac okuyorum, hayranlığımdan hiçbir şey kaybetmeden tekrar tekrar okuyorum.”1939’da Toronto’dan New York’a bir tren yolculuğu sırasında Stefan Zweig’ın, dostu Romain Rolland’a, son büyük eseri Balzac hakkında yazdığı satırlar bunlar. Sürgünlük yaşamının son döneminde Zweig’la birlikte önce Amerika Birleşik Devletleri’ne, oradan da Brezilya’ya giden bu büyük eser, son noktasını ölümün koyduğu, bitmeyen bir başyapıt. Dostu Richard Friedenthal’in, Zweig’ın ölümünden sonra tamamlayıp ilk kez 1946’da Stockholm’de yayınladığı Balzac, bir büyük ustanın bir diğerine saygı duruşu…

(Tanıtım Bülteninden)

Bizi Takip Edin! @kitapdiyaricomtr

Sinem Ezgi Akbulut
Sinem Ezgi Akbulut
Okur - Yazar - Çizer

Bilgilendirme
“Sitemiz, kitaplara dair bilgiler sunarak hafızanızı yenilemenize ve yeni okuma deneyimlerine adım atmanıza yardımcı olmayı amaçlamaktadır.”

BENZER KONULAR

YORUMLAR

Abone
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle

Sosyal Medya

816BeğenenlerBeğen
5,137TakipçilerTakip Et
37TakipçilerTakip Et
36TakipçilerTakip Et
335AboneAbone Ol

Günün Kitabı

Editör Seçimleri

Popüler Konular

Son Konular