Kurtlar Sofrası

Kurtlar Sofrası – Attilâ İlhan

TürYazarYayınlanma Tarihi
RomanAttilâ İlhan1963
Karakterler

Mahmut Ersoy: Romanın ana karakteridir. Ülkede yaşanan yolsuzlukları araştıran bir gazetecidir. Ancak bu araştırmaları onun faili meçhul bir cinayete gitmesine neden olmuştur.

Ümit: Mahmut Ersoy’un ölümünden sonra yaşanan olayların sır perdesini çözmeye çalışan Mahmut Ersoy’un kız arkadaşıdır.

Mordohay ve Seyit Sabri: Dalavere çeviren iki arkadaş, birlikte kurdukları iş sayesinde ciddi paralara kazanmaya başlarlar. Her tür kirli işler yapan insanlarla bağlantıları olan ve ortak noktaları para olduğu için birbirinden kopamayan ikilidir.

Konusu

Yaşanan yolsuzlukları gün yüzüne çıkarmaya çalışan gazeteci Mahmut Ersoy’un çabalarını ve bu uğurda ölümünü, ardından kız arkadaşı Ümid’in bunları araştırıp bu olaylardaki sır perdesini kaldırmaya çalışmasını konu edinmiştir.

Kurtlar Sofrası Özeti

Gazetecilik yapan Mahmud Ersoy, Kurtuluş Savaşı’na katılmış ve Kuvayi Milliye ruhuyla dolu bir adamdır. Mahmud Ersoy, 1945’te diktatörlüğe bile isyan eden Hüsnü Faik Bey’in gazetesi Birlik’te çalışır. Mahmut Bey, Kolaylık Yapı İnşaat şirketindeki yolsuzlukları kamuoyuna duyurmak ister. Bunun için Kâtip Rıza ile görüşmek ister. Ancak toplantı yerinde kâtip yerine başka biri gelir. Kendisini kâtip Rıza’nın gönderdiğini söyleyen adamlar, Mahmut Bey’e saldırır. Mahmut Bey kaçar ama Kâtip Rıza ile görüşemez. Görüşmeyi duyan eşkıyalar, sekreter Rıza’yı da döverler. Rıza’nın yerini öğrenen Mahmut Bey, onu haydutların elinden kurtarır ve bir Sabahçı Kahvesi’ne giderek konuşmaya başlarlar. Ülkede faili meçhul cinayetler giderek artmaya başlar. Üstelik meçhul güçler basını susturmaya çalışırlar.

Mahmut Bey, Sezai Yılmaz’ın adresini bulmayı hedefler çünkü bu adamla alakasız gibi görünen birçok olay ortaya çıkacaktır. Sezai Yılmaz, arazi spekülasyonu ve inşaat yolsuzluğunun ana itici gücü gibi görünür. Mahmut Bey bu adamı bulmak için İzmir’e gitmek zorundadır. Ancak Mahmut Bey İstanbul’dan ayrılarak gazeteyi ve kız arkadaşı Ümit’i terk etmek zorunda kalır. Buna rağmen İzmir’e gitmeye karar verir. Bu iş için İstanbul’dan İzmir’e gidecek olan Ümit’e veda eden Mahmut Ersoy, genç kızın kendisinden çok uzak ve farklı bir dünyanın kızı olduğunu anlar.

Mahmut Ersoy, yolsuzluk peşinde olduğu Keleşoğlu’nun cami vb. yaptırarak gerçek kimliğini gizlemeye çalışan bir tip olduğunu anlamıştır. Maalesef Ümit, Keleşoğlu’nun eski ve merhum eşi Maide’nin kızı olduğunu da bilir. Ancak Ümit, Paris’te okumuş ve kumara, içkiye ve kumara düşkün babası ve üvey annesi Maide’den farklıdır. Gazetenin diğer çalışanlarından Ragıp, gözaltına alınma korkusuyla çalışmakta ve kirli siyaset işlerinden dolayı başına gelebileceklerden korkmaktadır. Buna rağmen gazetecilik içgüdüsüyle duyduklarını ve gördüklerini yazmak ister. Çünkü yazmazsa zamanı gelecek ve senin ondan korktuğunu düşünecektir.

Ragıp siyasetin ve siyasetçilerin iç yüzünü görmüş, anlamış ve onlardan tiksinmiştir. Bir iki seçimle hiçbir şey düzelmez, gelen politikacı gidenleri çağırır, yenileri bile eskisinden beter. Mahmut Ersoy’un araştırması onu İbrahim adında bir adama götürür. Pis işler yapan İbrahim adlı adam, Mordohay ve Seyit Sabri ile her türlü karanlık işin içinden çıkıp sınırsız para kazanır. Mahmut Ersoy, İzmir’e gittikten sonra kayboldu ve balıkçılar denizde başsız bir erkek cesedi bulur. Son olarak bu başsız cesedin Mahmut Ersoy’a ait olduğu anlaşılmaktadır. Ancak cinayetin failleri hakkında hiçbir ipucu bulunamadığından bu cinayet faili meçhul olarak kaydedilir.

Ancak Mahmut Ersoy’un kız arkadaşı Ümit bu işin peşine düşer. İpuçları onu Mordohay ve Seyit Sabri’ye götürür. Bu ikisinin ulaşmadığı kirli bir iş yok gibi görünür. Bu tipler ithalat ve ihracatla uğraşırlar ve Marsilya, Hamburg limanlarında, bankalar caddesinde, Şişhane’ye en yakın “Akın İş Hanı”nda vb. dolaplar yaparlar. Seyit Sabri ve Yahudi Mordohay ilgisiz gibi görünse de, ikisi de para avcısı iki canavara dönüşürler. Bu iki canavar işine burnunu sokan herkesi mahveder. Nitekim Mahmut Ersoy’u öldürttüklerinden şüpheleniliyor. Bunun üzerine Ümit Hanım, canı pahasına bu ikisinin peşine düşmeye karar verir.

Roman, Mahmut Ersoy’un bir zamanlar Ümit’e söylemiş olduğu şu sözle biter.

“Memleket bir kurtlar sofrasına dönmüş ise isyan haktır.”

Yazarların Kitap Hakkında Yorumları

Konur Ertop: “Memleket o sıralarda gerçekten bir kurtlar sofrasına dönmüştür. Herkes çıkarını sömürmekte bulmaktadır ve bütün sömürücülerin parça parça yok ettiği şey halkın payıdır. Sürüklenilen yıkımdan kurtulmak için bir sentez ve bir hareket gereklidir. Romanda bunun ancak Kuvay-ı Milliye ruhuna bağlı demokrat bir toplumculuk ve ulusal bir devrimcilik olabileceği gösteriliyor.”

Muzaffer Erdost: “İstanbul’un barlarından gazete idarehanelerine kadar, gerek işyerleriyle, gerek kişileriyle, birbirlerinden tamamen uzak ve buna rağmen birbirleriyle çatışan toplumun yatay kesiti.”

Özdemir İnce: “Attila İlhan öz açısından çok boyutlu romanı seçerken, öyle bir seçime uygun düşecek biçimde sinematografik kurgu yönteminden yararlanıyor; durum ve eylem gözlemlerini bir kameranın acımasız çevikliğiyle gerçekleştiriyor; böylece, ortaya, toplumsal olduğu kadar insancıl boyutları da geniş tutulmuş bir roman çıkıyor.”

Emre Kongar: “Kurtlar Sofrası’nda, gerek tarihin yeniden değerlendirilişi, gerek toplumsal ve ekonomik olayların, kapitalistleşme süreci çevresinde verilmesi, teknik olarak her türlü bireysel etkileşim ve hatta sapıklıkları kapsayacak bir örüntü içinde, adeta bir Marx/Freud bireşiminin arayışını andırır biçimde işlenir.”

Kurtlar Sofrası – Kısa Bilgiler

  • Yazar romanı, 1954 Mayıs’ında kaleme almaya başlayıp, 1961 Eylül’ünde bitirmiş ve 1963’te yayımlamıştır.
Like
Love
Care
Haha
Wow
Sad
Angry
Kitapdiyari
İnsan her şeyi anlatamaz, zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez.

BENZER KONULAR

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin

Sosyal Medya

988BeğenenlerBeğen
983TakipçilerTakip Et
114TakipçilerTakip Et
403TakipçilerTakip Et
29AboneAbone Ol

Günün Kitabı

Editör Seçimleri

Popüler Konular

Son Konular