spot_img
Ana SayfaRomanAltı Harfli Bir Tatlı

Altı Harfli Bir Tatlı

Altı Harfli Bir Tatlı – Şermin Yaşar

Tür:Roman
Yazar:Şermin Yaşar
Yayınlanma Tarihi:2025
Yayınevi:Doğan Kitap
ISBN:9786255683342
Karakterler

Selime Teyze: Romanın merkezindeki karakter olan Selime Teyze, yıllarını annelik, fedakarlık ve sessiz emek üzerine kurmuş bir kadındır. Hayatı boyunca “önce başkaları” diyerek yaşamış, kendi ihtiyaçlarını ertelemiş, görünmez olmayı kabullenmiştir. Ancak yaş ilerledikçe ve kocasını kaybettikten sonra, bu görünmezlik artık gönüllü bir fedakarlık olmaktan çıkar, yok sayılmaya dönüşür, çocukları kendi hayatlarına odaklanır. Selime’nin en belirgin kişisel özelliği, sessiz bir direniş taşımasıdır. Bağırmaz, hesap sormaz, kırıcı olmaz ama bir noktada çekip gitmeyi seçerek varlığını geri ister. Bu yönüyle Selime, kırılgan ama pasif olmayan, incinmiş ama onurunu koruyan bir karakterdir. İç dünyasında yoğun bir yalnızlık ve değersizlik hissi taşır. Çocuklarının ona hakettiği değeri vermediğini düşünür. Buna rağmen onlara olan şefkatini tamamen yitirmez. Onu güçlü kılan şey öfke değil, sabırla biriken ve Meltem ile tanışmasıyla oluşan farkındalıktır. Yıldız, Seher, Meral ve Erkan isimlerinde dört çocuğu vardır.

Meltem: Meltem, Selime Teyze’nin hayatına sonradan giren ama romanın duygusal dengesini belirleyen bir karakterdir. Çocukluğunda aile eksikliğiyle büyümüş, sevgiyi uzaktan izleyerek tanımış bir kadındır. Annesini hiç tanımamıştır, babası da başka bir kadınla evlenmiştir ve Meltem’i istemez. Bu sebeple Meltem babaanne ve desesiyle büyümüştür. Meltem’in kişiliğinde belirgin olan özellik, arayış halidir. Bir başarısız evlilik yapar ve boşanır. Kendini, ait olduğu bir duyguyu ve bir sıcaklığı arar. Dışarıdan güçlü ve bağımsız görünse de iç dünyasında tamamlanmamışlık hissi taşır. Selime ile kurduğu bağ, onun için bir tür duygusal onarım alanıdır. Meltem, Selime’ye yaklaşırken talepkar değildir, aksine dinleyen, gözeten ve yer açan bir karakterdir. Bu yönüyle romanın en şefkatli ve dönüştürücü figürlerinden biridir.

Yıldız: Selime Teyze’nin en küçük çocuğudur. Doktorluk yapmaktadır. Selime Teyze’nin kocasının ölümü zamanında çocukluğunu yaşadığı için annesinin hüznü ve ihmalkarlığı içerisinde büyümek zorunda kalmıştır.

Mustafa: Selime Teyze’nin vefat eden eşidir. Fabrika’da işçi olarak çalışan, iyi bir aile babası ve eş olan biridir. Genç yaşta vefat eder.

Erkan: Eşinin gölgesinde yaşar ve kendisine kültür olarak denk olmayan biriyle evlendiği için mahçubiyet içerisinde karısının her dediğini kabul eder. Eşi annesini istemediği için annesine gereken ilgiyi gösteremez.

Seher: Selime Teyze’nin en büyük çocuğudur. 16 yaşında Seher’e hamile kalır. Selime Teyze, Seher’i kilosu sebebiyle sürekli eleştirir. Selime Teyze, Seher’in kocasını dolandırıcılıkla, kendisini de buna göz yumup parasıyla övündüğü için suçlar ve onu aldattığını düşünür.

Mehmet: Meltem’in eski eşidir. Meltem ile evli olsalar da bir türlü Meltem’in iç dünyasına yakınlaşamaz, hep kendi hayatına odaklanır. Meltem anne olmak istemez ve Meltem onun anne olma korkusuna anlayış göstermesini beklerken, Meltem’i terkeder.

Fırat: Meltem’in şimdiki sevgilisidir. Meltem’e şefkatle yaklaşır ve aradığı aile sıcaklığını Fırat sayesinde bulur. Selime Teyze ile Fırat ile çıktığı seyahat sırasında tanışır.

Meral: Psikolojik problemler yaşayan biridir. Selime Teyze, Meral’i duyarsızlıkla ve duygusuzlukla suçlar. Kardeşlerine nazaran daha menfaatçi bir karakterdir.

Konusu

Yaşlılıkla birlikte görünmezleşen bir annenin, yani Selime Teyze’nin, ailesi tarafından fark edilmediğini hissettiği bir anda çocuklarının hayatından sessizce çekilmesini ve bu kaçış sırasında başka bir yalnızlıkla -annesiz büyümüş Meltem’le- kesişen yolunu anlatır. Roman, annelik, evlatlık, yalnızlık ve görülme ihtiyacı üzerinden, kan bağının değil merhametin, benzer acıların ve karşılıklı fark edişin insanı hayatta tutan asıl şey olduğunu anlatır. Bölümler sırayla bir bölüm Selime Teyze’nin, bir bölüm Meltem’in bakış açısıyla yazılmıştır.

Altı Harfli Bir Tatlı Özeti

Roman, yaş ilerledikçe aile içinde fark edilmediğini hisseden, hayatını çocuklarına ve eve adamış bir anne olan Selime Teyze’nin sessiz bir kaçışıyla başlar. Selime, yıllar boyunca görünmeden yaşamaya alışmış; ihtiyaçları ikinci plana atılmış, varlığı çoğu zaman “zaten orada” kabul edilmiş bir kadındır. Çocukları onu sever ama bu sevgi, giderek bir görev duygusuna dönüşmüştür. Selime Teyze, tam da bu noktada, kırgınlığını yüksek sesle dile getirmek yerine hayatından çekilmeyi seçer. Kocası Mustafa ile zor şartlarda ancak güzel bir evliliği olmuştur. Fakat genç yaşta kocasını kaybettikten sonra büyük bir hüzün yaşar ve 4 çocuğuyla kalır. O sırada Erkan ve Seher evlidir, Meral yeni nişanlanmıştır. En küçük kızı Yıldız’ı okutur.

Selime’nin yolu, gittiği yerde Meltem adlı genç bir kadınla kesişir. Meltem, sevgilisi Fırat’ın tapu işleri sebebiyle Balıkesir’e gider ve burada Selime Teyze ile tanışır. Fırat ile de bir kafede çok spontane şekilde tanışırlar ve aralarında kısa sürede bir yakınlık gelişir. Meltem’in eski eşi Mehmet’in aksine Fırat onu sürekli dinler ve anlamaya çalışır. Bir gün Meltem’in Fırat’a yaptığı bir yürüyüş teklifi onu Balıkesir’in köylerine kadar getirir. Ancak Selime Teyze, çocuklarından kaçarak Balıkesir’de bir köye yerleştiği için başlangıçta bir yabancı olarak gördüğü Meltem’e kendini açmak istemez. Ancak muhabbet öyle bir akar ki ikisi de kendilerini birbirlerine hayat hikayelerini anlatırken bulurlar.

Meltem de annesiz büyümüş, aile sevgisini hep eksik yaşamış, hayatta güçlü görünmeye alışmış ama içten içe büyük bir boşluk taşıyan biridir. Annesini hiç tanımaz, babası da annesinden sonra başka bir kadınla evlenir ve üvey bir kardeşi olur. Meltem, çocukluğu boyunca hep onların ve üvey kardeşinin hayatına imrenir ancak babası hiçbir şekilde Meltem’i yeni kurduğu ailesinin içine dahil etmez. Meltem’e çocukluğu boyunca babaannesi ve dedesi bakar. Meltem, Mehmet ile evlenir ancak Mehmet onun çocukluk yaralarını ve fikirlerini önemsemez ve Meltem ile derin bir bağ kuramaz. Son olarak Meltem çocuk sahibi olmaktan korktuğu için ayrılırlar.

Roman boyunca bu iki kadın, farklı kuşaklardan ve farklı yaralardan gelmelerine rağmen, aynı duyguda buluşurlar: yalnızlık. Selime evlatlı yaşlanmanın, Meltem ise annesiz büyümenin ağırlığını taşır. Aralarında kurulan ilişki ne tam anlamıyla bir anne–kız bağıdır ne de geçici bir arkadaşlık… Daha çok, birbirini yargılamadan görebilmenin yarattığı bir yakınlıktır.

Roman ilerledikçe Selime Teyze’nin geçmişi, anneliği, yaptığı fedakarlıklar ve sustukları görünür hâle gelir. Aynı zamanda Meltem’in eksik kalan çocukluğu, aradığı aidiyet ve sıcaklık da derinleşir. Meltem kayıp annesini aramanın nasıl bir duygu olduğunu bildiği için çocuklarından kaçan Selime Teyze’den çocuklarının belki de onu çok özlemiş ve çok endişeli olabileceklerini düşünmesini ister. Onun çocuklarının da gözlerinşn yolda, sokakta, çarşıda, pazarda annelerini aramasını istemez. Bu sözler Selime Teyze’nin yüreğine dokunur ve Selime Teyze çocuklarının yanına doğru yola çıkmıştır bile… Bu vesileyle Meltem, kendi annesine kavuşamasa bir kavuşma sağlayarak kendi annesiyle kavuştuğunu düşünür. “Bir işe yarayacaksam şu hayatta, şimdi yaramalıydım. Onları kavuşturmak, kendi annemle buluşmak gibi bir şey olacaktı benim için.”

Meltem, Fırat ile dönüş yolundayken Fırat’a tüm hayat hikayesini, acılarını, Selime Teyze ile konuşmaları üzerinden anlatır. Döndüklerinde Fırat’ı ilk kez evine davet eder. 2 gün boyunca sürekli birbirlerine hayatlarını anlatırlar.

Bu sırada Meltem, babaannesinden kalan bir tarif defteri bulur. Zaten kitap bölümleri de Meltem’in babaannesinin yazdığı tarifler üzerinden şekillenir. Tarif defterinin içerisinde gazeteden kesilmiş bir bulmaca bulur. Fırat cevabı kapatarak “Soldan sağa altı harfli bir tatlı, hadi bakalım” der. Sütlaç, keşkül vs. cevaplar verirken dedesinin el yazısıyla tatlı olarak kendi isminin yazıldığını görür. İşte o an, Meltem’in çocukluğunun iyileştiği, sevilmiş olmanın, her şeyin aslında o kadar da kötü olmadığının kanıtı olmuştur.

Altı Harfli Bir Tatlı – Kitap Açıklaması

“Ben istiyorum ki meşguliyetim olsun. Elimde bir işim olsun. Bekleyecek bir şeylerim olsun… Telefonun başında çocukların aramasını bekleyeyim, pencerenin kenarında çocukların, torunların bana uğramasını bekleyeyim, ağaç yapraklansın diye bekleyeyim, salatalıklar çiçek açsın diye bekleyeyim, domates kızarsın diye bekleyeyim. Öyle şeyler… Zaman kolay geçsin istiyorum ben. Başka derdim yok. Ölüm kapımı çalana kadar bir şeyler oyalasın
işte beni.”

Selime Teyze’nin hikayesi, çocuklarının dünyasında yer bulamayan ve onların gözünde yok gibi var olmayı reddeden bir annenin hikâyesi.

Selime, bir gün hiç beklenmedik bir anda kaybolur. Gönülsüz ama planlı bir kaçıştır bu. Bildiği bütün hayatı geride bırakıp bir köyün sessizliğine sığınır. Kimseye haber vermeden, ardında iz bırakmadan. Bulunmayı bekler.
Ama hayat, beklenmedik bir misafirle –Meltem’le– karşılaştırır onu.
Biri annesiz büyümenin, diğeri evlatsız yaşlanmanın derdini anlatır.

İki hayat, iki kayboluş, iki yara aynı evde buluşur.

Bu roman, yaşlıların yok sayıldığı, insanın yalnız bırakıldığı, herkesin ancak kendine yetebildiği,
en yakınlarına bile derman olamadığı bir çağın hikayesi.

(Tanıtım Bülteninden)

Bizi Takip Edin! @kitapdiyaricomtr

Sinem Ezgi Akbulut
Sinem Ezgi Akbulut
Okur - Yazar - Çizer

Bilgilendirme
“Sitemiz, kitaplara dair bilgiler sunarak hafızanızı yenilemenize ve yeni okuma deneyimlerine adım atmanıza yardımcı olmayı amaçlamaktadır.”

BENZER KONULAR

YORUMLAR

Abone
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle

Sosyal Medya

814BeğenenlerBeğen
5,139TakipçilerTakip Et
37TakipçilerTakip Et
40TakipçilerTakip Et
349AboneAbone Ol

Günün Kitabı

Editör Seçimleri

Popüler Konular

Son Konular