Ütopya

Ütopya – Thomas More

TürYazarYayınlanma Tarihi
Bilim Kurgu, Araştırma – TarihThomas More1516
Karakterler

More :More, Utopia’nın yazarı Sir Thomas More ile aynı adı paylaşan kurgusal bir karakter.

Peter Giles: More’un arkadaşı ve Raphael Hythloday’ın ortak tanıdığı.Sir Thomas More’un entelektüel arkadaşıdır.

Raphael Hythloday : Bir filozof ve dünya gezgini, isim olarak “saçmalardan söz eden” anlamına gelir.

Kardinal John Morton :Gerçek Şansölye

Avukat :Hythloday ve Kardinal Morton ile bir akşam geçiren isimsiz bir adam.

Genel Ütopus: Eski savaşçı ve Ütopya’nın kurucusu.

Konusu

Ütopya isimli bir ada ülkesi anlatılır. Paranın kullanılmadığı, paylaşılan kaynaklarda rotasyonla çalışan vatandaşların üretiminin ortak depolarda biriktirilerek isteyenlere ihtiyaçları kadar dağıtıldığı, yokluk yaşanmayan mutlu ve müreffeh bir ülkedir.

Ütopya Özeti

Kitabın adını aldığı “Ütopya” kelimesi  “Olmayan Yer” anlamına gelir. Var olan sistemi “İdeal Toplum” yaratarak eleştirir. Thomas More Ütopya’da geçen hayatı yaşlı bir denizci olan Raphael Hytloday aracılığıyla anlatır. Hytloday anlam olarak “gevezelik yapan” anlamına gelmektir. Karaktere bu ismin verilmesi söz konusu ülkenin aynı zamanda imkansızlığını anlatır.

Bu ülke bir ada ülkesidir ve birbirleriyle aynı yapıda ve cadde genişliklerine kadar aynı olan 54 kentten oluşur. Sadece başkent öbürlerinden farklıdır. Fakat her şehir aynı yasalarla yönetilmektedir. Burada mülkiyet sahibi olunmaya izin verilmez ve insanlar evlerini kiltilemezler. İnsanların ikamet ettiği evlerde mülkiyet duygusunun oluşmaması için 10 yılda bir ev değiştirilir.

Toplum şefler (flarklar) aracılığıyla yönetilir. Flarklar kendi içlerinde bir vali seçer ve bu vali ömrü boyunca görev yapar. Toplum içerisindeki konulara meclis içi görüşmelerle karar verilir. Bunun dışında toplanıp bu meseleleri konuşmanın cezası ise idamdır.

İnsanlar günde 6 saat çalışırlar ve bu çalışma sonucu elde edilen ürünler halkın ortak malı olarak değerlendirilip ambarlarda tutulur. Buradaki ürünlere erişim ücretsizdir, çünkü ütopya halkı para kullanmaz. Herkesin istediği zaman ihtiyacı olan ürünlere ulaşabileceğinden hiç kimsenin kıtlık korkusu olmaz. Dolayısıyla hiçbir aile gelecek kaygısı taşımaz. İnsanlar çalışmaktan arta kalan zamanlarında bir hobi bulup uğraşmak zorundadır. Bu şekilde kendilerini sürekli olarak geliştirirler. Devletin kasasındaki paranın bir üst sınırı vardır, bu sınırın üstündeki zenginlik vatandaşlarla paylaşılır.

Bu toplumda altın, gümüş gibi şeylere önem verilmez. Önem veren insanlar ise toplum tarafından küçümsenir. İnsanlar tek tip giyinir ve bu giysileri de kendileri dikerler. Yalnızca kadın, erkek ya da evli ve bekar insanlar arasında ufak giyim farklılıkları vardır.

Her aile o ailenin en yaşlı üyesi, yani reisi tarafından yönetilir ve çocuk sahibi olma konusunda bazı kısıtlamalar vardır. Eğer bir ailenin çok cocuğu varsa bu çocuğu, çocuk sahibi olamayan ailelere verir. Ayrıca kadınlar 18, erkekler ise 21 yaşından önce evlenemez. Evlilik konuları da toplum içerisinde belli kurallara bağlanmıştır.  

Bu ülkede çok az yasa vardır ve bu yasalar kolay anlaşılır, anlamı net olarak anlatan kısa ifadeli yasalardır. Bu sebeple herkes bu yasaları bilir ve bu sebepten dolayı avukatlara ihtiyaç duyulmaz. Bir kişi ağır bir suç işlediğinde kölelik cezası alır ancak aynı suçu iki kez işlerse cezası ölümdür. Ancak genel olarak idam fikrini anlamsız görürler, çünkü kaybedecek bir şeyi olmayan bu insanlara idam cezası vermenin toplum adına bir işe yaramayacağını düşünerek, bu insanlar toplum adına çalıştırılarak değerlendirilir.

Ütopya’da savaş gereksiz ve alçaltıcı bir konudur. Mecbur kalmadıkça savaşmazlar. Ancak kendilerini korumak ya da haklarını savunamayacak bir güçte olan ve işgal gören ülkelere yardım edebilmek için kadınlar ve erkekler sıkı bir askeri eğitim alırlar.

Din insanların kendi vicdan ve düşüncesine bırakılmıştır. Fakat insanlar genellikle bir tanrının varlığına inanır. Baskıcı insanlar zorba olarak nitelendirilir ve bunun cazası olarak sürgün edilebilir ve ya da köle olarak kullanılabilirler. Hayvan kurban etmenin dinde yeri olamaz.

Bu toplum ideal toplum olmasının yanı sıra aynı zamanda adaletin de temeli olarak resmedilir.Çünkü eşitsizlik, açgözlülük gibi kavramlar, bir ülkenin sahip olduğu en büyük değer ve bağ olan adaletin gerçekleşmesinin önündeki en büyük engeldir. 

Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Toplam: 15 Ortalama: 4.5]
Önceki KonuCesur Yeni Dünya
Sonraki KonuAldous Huxley
Sinem Ezgi Akbulut
Okur - Yazar - Çizer

Benzer Konular

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin

Sosyal Medya

1,002BeğenenlerBeğen
751TakipçilerTakip Et
298TakipçilerTakip Et
21AboneAbone Ol

Günün Kitabı

Editör Seçimleri

Popüler Konular

Son Konular