Aşk Köpekliktir

Aşk Köpekliktir – Ahmet Ümit

TürYazarYayınlanma Tarihi
Hikayeler, PolisiyeAhmet Ümit2004
Konusu

Aşk imkânsızı ummaktır. Ahmet Ümit, bu derin gerçeği Aşk Köpekliktir’de açıklıyor: Aşkın göz kamaştıran yanılsaması, muhteşem bencilliği, karanlık cesareti, muhteşem yıkıcılığı… … Ruhumuzu karanlık labirentlerde koşturan kör coşkuyu konu edinmiştir.

Aşk Köpekliktir Özeti

Kitap on bölümden oluşuyor ve her bölüm size ayrı konular sunuyor. İlk hikâyede hayali kelimelerin ağırlıkta olduğu bir bölümdür. Aşkı rüzgârın esintileriyle özdeşleştiren şey, önce şarkılara eşlik ettiğim melodik notalara benzetiyor onu. Farklı bakış açılarıyla, rüzgârın aslında çiçeklere değil, onlarda oluşan yapraklara tutkun olduğundan bahseder. Rüzgârı sevginin en üst düzeyine benzettiği için çiçekleri farklı varlıklar olarak görür. Rüzgâr şarkı söylemeye başladığında yaprakların düşeceğine inanılıyordu. Öyle ki, kendisi yüzünden öldüğünü düşündüğü yaprakları diriltmeye çalışmaktan bahseder ve ilk bölümden de anlaşılacağı gibi doğadaki yaprak, rüzgâr, güneş ve ağaç gibi kavramlara sevgiyi katmayı başarmıştır.

İkinci bölüme geldiğimizde ise farklı bir mantıkla hareket etmeyi yaşam ilkesi olarak benimseyen, kendini farklı bir aşk döngüsü içinde bulan bir beyefendiyi konu alıyor. Mutlu bir evliliği olan bu beyefendiye genel anlamda bakıldığında, mantığı sayesinde mutlu olduğunu sanan ve duygusala bağımlı olmadığını düşünen bir kadın görmesi sonucunda mantıkta devrim niteliğinde hareket etmeye başlamıştır. Duygular ofisinin önünden geçen bir kadına dikkat etmesi sonucunda, yıllar önce, evlenmeden hemen önce rüyasında onu gördüğünü hatırlıyor. Kadın her gün aynı saatte ofisinin önünden geçiyor. Bir gün kadını aynı anda gören adam koşarak yanına gelir ve konuşmak istediği önemli bir konu olduğunu ve ofiste konuşmak istediğini söyler. Kadının bu teklifi kabul etmesi üzerine ofise giderler ve kadının tutkulu bakışları, duruşu ve parfümünün çekiciliği ile erkeğin heyecanı çok daha fazla artmaya başlar ve artık erkeği mantıkla baş başa bırakır. Rüyasını anlatmaya başlayınca kadının kendisini rüyasında gördüğünü söylemesiyle durum daha da ilginçleşti. Bir anda odada sevişmeye başlayan bu çiftin tutkuları bir anda farklı bir boyuta gitmiş ve tutkuyla hareket eden kadının yerini kaba ve farklı cümleler kullanan bir kadın almıştır. Bir an için bu fanteziyi anladığını ve bunun bedelini şimdi ödemesi gerektiğini söylemeye başladı. Parasını aldıktan sonra dışarı çıkan kadına hayal kırıklığıyla bakıyordu. Hayal kırıklığına uğramış mantığı ve duyguları arasında bir savaşa girmesine neden olur.

İkinci öyküye geldiğinizde bizi bir otobüs yolculuğu karşılayacak. Hikâye yaşlı bir amcanın genç bir adamın yanında oturup sohbet etmesiyle başlar. Aralarında aşk konusu açılmış ve dedemiz aşkın bir bela olduğunu, görücü usulü evliliklerin daha makbul olduğundan bahsetmeye başlamış. Ama çocuk neden bu kadar merak ettiğini sordu ve dedemiz olanları anlatmaya başladı. Büyükbaba, Yahudi bir ailenin kızına âşık olur. Din ve kültür farkını evlilik rüyalarında bile görmek zorlaştı. İshak Amca’nın babasıdır ve belli bir süre sonra işleri kötüye gitmeye başlayınca Florisi’yi Yasef adında yaşlı ama zengin bir adama verirler. Babası ölünce kuyumcu dükkânını devraldı ve kendini işine adadı. Ama Floris unutmak istemez, bu yüzden dükkâna geldi ve ona bir bilezik yapıp bittiğinde eve getirmek istediğini söyler. Çarpıcı bir bileklik yapıp evine, Floris’e götüren bu genç âşık, Her gün Yasef dışarı çıktığında Floris’in evinde nefes almaya başlaması mahallenin diline düşmesine neden olur. Eski karısının sesini duyunca kimseyi incitmeden ve kavga çıkarmadan Halep yolunu tutarlar. Genç âşık peşlerinden gider ama Floris onun evine başka bir adam aldığını görünce hayal kırıklığına uğrar ve arkasını döner. Bir ara verildiğinde yardımcısı yanına gelir ve Vakkas dedesinin başının biraz dertte olduğunu ve âşık olduğu kadını ve karısını öldürdüğünü söylemesiyle devam eden etkileyici bir hikâye yaratır.

Üçüncü hikâye, ellili yaşlarında Numan isimli bir ustanın başına gelen talihsiz olayları anlatır. Evli olmayan Numan Bey, kadını matematiksel bir problem olarak tanımlar ve kadınları çözmenin farklı bir yöntemi olduğunu düşünür. Numan Bey’in Müge isimli bir kadınla karşılaşması, onunla evlenmesi, kendisinden 20 yaş küçük bir kadınla yaşadığı anlaşmazlıklar ve yaşadığı vurgunlar, çözemediği bir sorunun hayatını nasıl etkilediği literatüründe anlatılır.

Hikâyeler arasında son hikâye olan ve kitaba adını veren “Aşk Köpekliktir” adlı hikâye yer almaktadır.

Ayşe adlı karakterin bir bara girip barmenle konuşmasından oluşan bir hikâyedir.  Ayşe’nin barmene aradığı aşkını anlatması ile bitmeyen aşklarıyla bu barda tanışması ile başlar. Ayşe’nin sonsuz aşkı Stefan adında biriydi. Rafo, barda barmen ve Stefan hakkında bir şeyler öğrenmeye çalışan, birbirleriyle konuşan ve kendilerini rahatlatmaya çalışan iki kişinin hikâyesidir. Stefan, Ayşe’ye beş satırlık bir mektupla veda etmiştir. Stefan o barda bir şarkıcıydı ve buraya bir kadın için gelmiştir. Aradığı kadın Ayşe’ye çok benziyordu ve Ayşe ile ilişkisi bu yönde başlamıştı. Bu durum Stefan’ın aslında çok farklı bir aşka kapılıp bir seri katil ararken başlar. Stefan hem polis hem de müzik adamıydı. Babasının tatildeyken öldürülmesi, annesine ve kendisine tecavüz edildikten sonra hayattan ve kaderden intikam almasına neden olmuştur. Ancak bu durumu yenip Stefan’a dönünce Ayşe’nin kötü günleri başlar ve her seferinde bu bara gelip onu aramaya başlar. Sahibini arayan bir köpek gibi hala ilk tanıştıkları noktaya kadar bu aşkın peşinden koşuyordu. Ayşe, Stefanı ve Stefan’a başka bir kadının peşinde acıklı bir aşk hikâyesi anlatılır.

Aşk Köpekliktir – Kitap Açıklaması

Aşkın bütün halleri… Tutkunun aklımızı ele geçirmesi. Kötülüğün en güzel biçimi… Rezil olmaktan duyduğumuz haz… Kırılan umutlarımızın lezzetli kederi… Çiğnenen onurumuzun getirdiği kibir. Vicdan tutulması, bencilliğin son kertesi, yanılsamanın en derin anı… İmkânsız olanın çekiciliği… Yani gönüllü kölelik… Yani insanoğlunun en masum hali… Yani bildiğiniz delilik… Yani en yalansız aşk öyküleri…

“Düşümü gerçekleştirdiğimden de emin değilim. Böyle bir düşüm var mıydı, yok muydu, ondan bile emin değilim. Kafam çok karışık. Daha da kötüsü, eskiden Stefan’ı düşündüğümde güzel, iyi, masumiyetle ilgili duygular uyanırdı içimde. Coşkuyla, heyecanla, umutla dolardım. Şimdi büyük bir öfke var. Bazen insanlıktan çıktığımı hissediyorum. Düşündüklerim beni korkutuyor. Gel gör ki düşünmeden de edemiyorum. Olmuyor, beceremiyorum. Bir de oturmuş aşkın saçma olduğunu anlatıyorum. Ben de en az aşk kadar saçmayım. Diyeceksiniz ki seni, aşk saçma biri haline getirdi. Doğru ama ben de direnemedim. Asıl tutarsızlık bende. İnsan aptalca, anlamsız bulduğu bir tutkunun peşinden gider mi? Bak gidiyorum işte. Hâlâ onu arıyorum… Kafam karışık, canım yana yana gecenin bir yarısında bu bara geliyorum, ondan bir iz bulabilir miyim diye…”

(Tanıtım Bülteninden)

Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Toplam: 5 Ortalama: 5]
Önceki KonuDeli Kurt
Sonraki KonuMev’ud Hüküm
Kitapdiyari
İnsan her şeyi anlatamaz, zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez.

Benzer Konular

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin

Sosyal Medya

1,002BeğenenlerBeğen
751TakipçilerTakip Et
298TakipçilerTakip Et
21AboneAbone Ol

Günün Kitabı

Editör Seçimleri

Popüler Konular

Son Konular