Pastoral Senfoni – Andre Gide
| Tür: | Roman |
| Yazar: | Andre Gide |
| Yayınlanma Tarihi: | 2009 |
| Yayınevi: | Timaş Yayınları |
| ISBN: | 9789752638976 |
Karakterler
Papaz: Eserin anlatıcısıdır. Evli, çocuk sahibi ve toplumda saygın bir din adamıdır. Başlangıçta Gertrude’a merhamet duygusuyla yaklaştığını düşünür. Ancak bu merhamet zamanla sahiplenici ve kıskanç bir aşka dönüşür. Günlük boyunca davranışlarını dinî gerekçelerle açıklayarak kendini haklı çıkarmaya çalışır.
Gertrude: Küçük yaşta yetim kalmış, doğuştan ya da çok küçük yaşlardan itibaren kör olan genç bir kızdır. Papazın yanına geldiğinde konuşması ve zihinsel gelişimi de oldukça sınırlıdır. Eğitim gördükçe duyarlı, zeki ve ahlaki sorgulamalar yapan bir genç kadına dönüşür.
Amélie: Papazın eşidir. Evin yükünü taşıyan, çocuklarıyla ilgilenen ve kocasının Gertrude’a karşı geliştirdiği aşırı bağlılığı erkenden fark eden kişidir. Papaz onu çoğunlukla soğuk, anlayışsız ve kıskanç biri gibi gösterir; ancak olaylar ilerledikçe Amélie’nin kaygılarında haklı olduğu anlaşılır.
Jacques: Papazın büyük oğludur. Gertrude’a âşık olur ve onunla evlenmek ister. Babasının aksine niyetini açıkça dile getirir. Papaz, oğlunun sevgisini ahlaksızlık gibi göstermeye çalışsa da asıl amacı Gertrude’u kendisine saklamaktır.
Doktor Martins: Gertrude’un gözlerinin ameliyatla iyileştirilebileceğini söyleyen doktordur. Gertrude’un fiziksel körlükten kurtulmasını sağlayan süreçte önemli rol oynar.
Konusu
Kör ve yetim bir genç kız olan Gertrude’u evine alıp eğiten bir papazın hikayesini anlatır. Papazın başlangıçta merhamet olarak gördüğü ilgisi zamanla aşka ve kıskançlığa dönüşür. Gertrude’un gözleri açıldığında hem gerçek duygularını hem de papazın ailesine ve kendisine verdiği zararı fark eder; bu durum trajik bir sona yol açar.
Pastoral Senfoni Özeti
İsviçre’nin küçük bir köyünde yaşayan evli ve çocuklu bir Protestan papazdır. Papaz, soğuk ve karlı bir kış günü ölmek üzere olan yaşlı bir kadının evine çağrılır. Eve ulaştığında yaşlı kadının öldüğünü görür. Evde ayrıca bakımsız, konuşmakta güçlük çeken ve gözleri görmeyen genç bir kız bulunmaktadır. Kızın kendisiyle ilgilenecek hiçbir yakını yoktur.
Papaz, genç kıza acır ve onu kendi evine götürmeye karar verir. Eşi Amélie, evlerinin zaten kalabalık olması ve maddi imkânlarının sınırlı olması nedeniyle bu karara sıcak bakmaz. Buna rağmen papaz, genç kıza yardım etmenin dinî ve insani bir sorumluluk olduğunu düşünür. Kıza Gertrude adını verir ve onun eğitimiyle bizzat ilgilenmeye başlar.
Gertrude ilk zamanlarda çevresine karşı ilgisizdir ve kendisini ifade edemez. Papaz büyük bir sabırla ona konuşmayı, nesneleri tanımayı, insanlarla iletişim kurmayı ve Braille alfabesiyle okumayı öğretir. Gertrude zamanla gelişir, çevresindeki insanları anlamaya ve düşüncelerini ifade etmeye başlar. Papaz, onun gösterdiği ilerlemeden büyük mutluluk duyar.
Papaz, Gertrude’a yalnızca eğitim vermekle kalmaz, dünyayı da kendi bakış açısına göre anlatır. Genç kızın üzülmemesi için ona hayatın kötü, acı ve günahla dolu yönlerinden söz etmez. Dünyayı sevginin, iyiliğin ve güzelliğin hâkim olduğu kusursuz bir yer gibi tanıtır. İncil’den de daha çok sevgi ve merhameti anlatan bölümleri okur; günah, yasak ve sorumlulukla ilgili bölümleri ise Gertrude’dan uzak tutar.
Bir gün papaz, Gertrude’u bir konsere götürür. Konserde Beethoven’ın “Pastoral Senfoni” adlı eseri çalınır. Gertrude müzikten çok etkilenir ve görünen dünyanın da bu müzik kadar güzel olup olmadığını sorar. Papaz, ona dünyanın çok güzel olduğunu anlatır. Kitabın adı da bu senfoniden gelmektedir. Senfoni, Gertrude’un zihninde oluşturulan güzel, huzurlu fakat gerçeklerden uzak dünyayı simgeler.
Gertrude büyüyüp genç bir kadın hâline geldikçe papazın ona ayırdığı zaman ve gösterdiği ilgi artar. Papaz başlangıçta bu ilgiyi yalnızca merhamet ve yardım duygusuyla açıklamaktadır. Ancak zamanla Gertrude’a âşık olmaya başladığı anlaşılır. Papaz bu gerçeği kabul etmek istemez. Duygularını dinî ve ahlaki gerekçelerle haklı çıkarmaya çalışır. Gertrude’u koruduğunu ve onun mutluluğunu düşündüğünü söyler.
Papazın eşi Amélie, kocasının Gertrude’a karşı duyduğu ilginin normal olmadığını fark eder. Papazın zamanının büyük bölümünü Gertrude’a ayırması aile içinde huzursuzluğa yol açar. Amélie kendisini ihmal edilmiş hisseder. Ancak papaz, eşinin davranışlarını kıskançlık ve anlayışsızlık olarak değerlendirir. Kendi davranışlarının ailesine verdiği zararı görmek istemez.
Bu sırada papazın oğlu Jacques da Gertrude’a yakınlaşır. Jacques, Gertrude’a karşı samimi duygular beslemeye başlar ve onunla evlenmek ister. Düşüncelerini babasına açıkça söyler. Papaz ise oğlunun bu isteğine şiddetle karşı çıkar. Gertrude’un savunmasız olduğunu ve Jacques’ın duygularının ona zarar verebileceğini öne sürer.
Aslında papazın karşı çıkmasının temelinde kıskançlık bulunmaktadır. Gertrude’un Jacques’ı sevme ihtimali onu rahatsız eder. Bu nedenle oğlunu Gertrude’dan uzaklaştırır ve Jacques’ın başka bir yere gitmesini sağlar. Gertrude’u da bir süreliğine başka bir evde yaşamaya gönderir. Böylece iki gencin birbirlerine duydukları sevgiyi anlamalarını ve bir araya gelmelerini engeller.
Papaz zamanla Gertrude’a âşık olduğunu kendi kendine kabul etmeye başlar. Fakat evli ve din adamı olduğu için bu duygunun yanlış olduğunu kabullenemez. Sevgilerinin günah olmadığını, Tanrı’nın sevgiyi yasaklayamayacağını düşünür. Gertrude da kendisini eğiten, koruyan ve bütün dünyasını şekillendiren papaza karşı büyük bir bağlılık duyar. Bir süre sonra papaz ile Gertrude duygularını birbirlerine açıklarlar.
Ancak Gertrude’un papaza duyduğu sevgi özgür bir seçimden çok bağımlılığa dayanmaktadır. Gertrude dış dünyayı tanımadığı ve hayatındaki en önemli kişi papaz olduğu için onu sevdiğini düşünmektedir. Papaz ise bu durumu sorgulamak yerine Gertrude’un sevgisinden mutlu olur.
Bir süre sonra bir doktor, Gertrude’un gözlerinin ameliyatla açılabileceğini söyler. Bu haber herkes için büyük bir umut kaynağıdır. Fakat papaz, Gertrude’un görmeye başlamasından gizlice korkar. Çünkü Gertrude gerçek dünyayı gördüğünde papazın yaşı ile Jacques’ın gençliği arasındaki farkı anlayabilir. Ayrıca Amélie’nin mutsuzluğunu ve evde yaşanan huzursuzluğu fark edebilir.
Gertrude ameliyat edilir ve gözleri açılır. Genç kız ilk defa doğayı, renkleri ve insanların yüzlerini görür. Fakat görmeye başlaması onun için yalnızca mutluluk getirmez. Gerçek dünyayla karşılaştığında papazın kendisine anlattığı kusursuz dünya ile yaşananlar arasında büyük bir fark bulunduğunu anlar.
Gertrude, Amélie’nin yüzündeki derin üzüntüyü görür. Papazın kendisine gösterdiği aşırı ilginin Amélie’yi mutsuz ettiğini ve ailenin huzurunu bozduğunu fark eder. Böylece papazla olan ilişkisinin doğru olmadığını düşünmeye başlar.
Gertrude, Jacques’ı gördüğünde daha büyük bir gerçekle karşılaşır. Kör olduğu dönemde papazın yüzünü zihninde hayal etmiş, onu genç ve güzel biri olarak düşünmüştür. Jacques’ın yüzünü gördüğünde zihninde canlandırdığı kişinin aslında Jacques’a benzediğini anlar. Gerçekte sevdiği kişinin papaz değil Jacques olduğunu fark eder. Ancak bu gerçeği çok geç anlamıştır.
Papaz, Jacques ile Gertrude’un birbirlerine yaklaşmasını engellemiştir. Jacques da yaşadığı hayal kırıklığından sonra dinî bir hayata yönelmeye karar vermiştir. Gertrude kendisini hem Jacques’a olan sevgisini kaybetmiş hem de Amélie’nin mutsuzluğuna neden olmuş biri olarak görür.
Gertrude, öğrendiği gerçekler karşısında büyük bir suçluluk ve üzüntü yaşar. Papazın kendisinden bazı gerçekleri sakladığını, dini kendi isteklerine göre yorumladığını ve Jacques’la birleşmesine engel olduğunu anlar. Gözlerinin açılması, onun yalnızca çevresindeki dünyayı değil, insanların gerçek niyetlerini de görmesini sağlamıştır.
Gertrude yaşadığı acıya dayanamaz ve kendisini nehre atarak intihar etmeye çalışır. Çevredeki insanlar onu sudan çıkararak kurtarırlar. Ancak soğuk suda uzun süre kaldığı için ağır bir şekilde hastalanır.
Ölmeden önce papazla konuşan Gertrude, gerçek duygularını açıklar. Papazın eşi Amélie’ye zarar verdiklerini ve ilişkilerinin yanlış olduğunu söyler. Ayrıca Jacques’ı gördüğü zaman gerçekte sevdiği kişinin o olduğunu anladığını itiraf eder. Papaz, Gertrude’un Jacques’la hâlâ evlenebileceğini söylemeye çalışsa da artık çok geçtir.
Gertrude kısa süre sonra hayatını kaybeder. Onun ölümü, papazın yaptığı hataların acı sonucudur. Papaz, Gertrude’u koruduğuna ve ona iyilik yaptığına inanırken aslında kendi kıskançlığı ve bencilliğiyle onun hayatını yönlendirmiştir. Oğlunun mutluluğunu engellemiş, eşini üzmüş ve Gertrude’un gerçekleri öğrenmesini geciktirmiştir.
Kitabın sonunda papaz büyük bir yalnızlık ve pişmanlık içinde kalır. Yaptıklarını artık tam olarak inkâr edemese de hatalarını çok geç fark etmiştir. Eser, insanın kendi isteklerini iyilik, sevgi veya din adı altında gizleyebileceğini gösterir. Kitabın en önemli düşüncesi, fiziksel olarak görmekle gerçekleri görmek arasında büyük bir fark olduğudur. Gertrude başlangıçta gözleri görmeyen kişidir; ancak asıl kör olan, kendi bencilliğini ve çevresindeki insanların acılarını göremeyen papazdır.
Pastoral Senfoni – Kitap Açıklaması
Üç gündür durmadan kar yağıyor; bütün yollar kapandı. Kader beni eve hapsetti. On beş yıldır, ilk defa, kasabadaki büyük kiliseye vaaza gidemiyorum. Kim bilir, belki de, Allah bana bir fırsat veriyor. Uzun zamandır yazmayı tasarladığım halde, bir türlü başlayamadığım “Gertrude’un Hikayesi”ni nihayet yazabileceğim. Karanlık bir dünyadan çekip çıkardığım bu hassas ve dindar ruhun bütün macerasını, hiçbir şey saklamadan anlatacağım. Ben, Gertrude’a sırf Allah’ın rızasını kazanmak için el uzatırken, onu kazanacağımı hiç düşünmemiştim. Bu vazifeyi bahşettiği için Allah’a sonsuz şükürler olsun.
(Tanıtım Bülteninden)
Tek dokunuşla tepkini bırak, diğer okurlar da görsün.


























