Andre Gide – Isabelle
| Tür: | Roman |
| Yazar: | Andre Gide |
| Yayınlanma Tarihi: | 2020 |
| Yayınevi: | Can Yayınları |
| ISBN: | 9789750745430 |
Karakterler
Gerard Lacase: romanın asıl merkezidir. Dışarıdan bakıldığında araştırmacı ve aydın bir gençtir; fakat içeride romanesk arzularla doludur. Isabelle’e duyduğu aşk, gerçek bir tanışmadan değil, portre, mektup, söylenti ve kendi edebi hayal gücünden doğar. Gérard, önce hayal kurar, sonra gerçekle karşılaşır, sonunda eski hayalini ironik biçimde yargılar.
Isabelle de Saint-Auréol, romanın başlık karakteri olsa da romanın büyük bölümünde yoktur; daha çok yokluğuyla, portresiyle ve mektubuyla var olur. Gérard’ın zihninde trajik bir kadın kahraman gibi büyür ama gerçek karşılaşmada sıradan, bencil, duyusal ve çıkarcı bir figüre dönüşür.
Casimir: Isabelle’in oğludur. Bedensel engeli, yalnızlığı ve annesine duyduğu kırılgan bağlılık romanın en dokunaklı yanını oluşturur. Gérard’ın sonunda Isabelle’i değil Casimir’i gözetmesi, eserin romantik yanılsamadan gerçek merhamete geçtiğini gösterir.
Abbe Santal: ahlakçı, sert ve çoğu zaman ikiyüzlü görünen bir papazdır. Isabelle hakkında acımasız hükümler verir; fakat Gérard’ın mektubu okumasına duyduğu tepki de onun kendi merakını ve bastırılmış tutkularını açığa çıkarır. Roman, onu sadece ahlak temsilcisi olarak değil, aynı zamanda merak, bastırma ve yargılama mekanizmasının parçası olarak kullanır.
Gratien: evin sadık hizmetkârı ve bahçıvanıdır. Blaise’in ölümünde doğrudan fail olup olmadığı roman içinde mahkeme kesinliğiyle kanıtlanmasa da hem papazın açıklamaları hem Isabelle’in itirafı, onun aileyi korumak adına şiddete başvurmuş olabileceği izlenimini verir.
Konusu
Roman, genç araştırmacı Gerard Lacase’ın Normandiya’daki eski bir şatoda Isabelle adlı gizemli bir kadının portresine ve geçmişine kapılması üzerine kuruludur. Gerard, Isabelle’i romantik ve trajik bir kahraman gibi hayal eder. Fakat gerçek Isabelle’le karşılaşınca onun bencil, korkak ve sıradan biri olduğunu görür. Romanın asıl konusu, aşkın kendisinden çok, insanın hayalinde yarattığı ideal kişiyle gerçek kişi arasındaki çöküştür.
Isabelle Kitap Özeti
Roman bir çerçeve anlatıyla açılır. Gerard Lacase, yıllar sonra Francis Jammes ve bir başka dostuyla, artık harap olmuş Quartfourche şatosunu gezer. Boş odalar, kırık dökük merdivenler, terk edilmiş salonlar ve çalılıklarla kaplanmış park Gerard’ı derinden sarsar. Arkadaşları, bu yerin onda neden böyle güçlü bir duygu uyandırdığını sorunca Gerard geçmişte burada yaşadığı hikayeyi anlatmaya başlar.
Geçmişte Gerard yirmi beş yaşında, Sorbonne çevresinden gelen genç bir araştırmacıdır. Hocası Albert Desnos’un aracılığıyla, Benjamin Floche’un Quartfourche’taki kütüphanesinde Bossuet üzerine belgeler bulabileceğini öğrenir. Başta bilimsel bir çalışma için yola çıkar ama daha yola çıkmadan şato, soylu aile, eski belgeler ve uzak taşra hayatı ona romanesk bir macera vaat eder. Bu beklenti, daha ilk anda, yıpranmış araba, kaba saba yolculuk ve evin yoksul görünümüyle sarsılır.
Şatoda Gérard’ı Mlle Olympe Verdure karşılar. Evde Benjamin Floche ve eşi, Saint-Auréol ailesi, Abbé Santal, uşak-bahçıvan Gratien ve sakat çocuk Casimir vardır. Atmosfer tuhaftır. Aile eski aristokrat görkeminin gölgesinde yaşar ama her şey çökmektedir. Ev sahipleri aşırı nazik, hizmetkârlar kaba, papaz ise sert ve soğuktur. Casimir aile içinde sevgiyle korunuyormuş gibi görünse de gerçekte ihmal edilen, papazın kendi çalışmaları için kullandığı, yalnız bir çocuktur. Gérard kısa sürede şatonun bunaltıcı kapalılığından sıkılır ve Paris’e dönmeyi düşünür.
Gérard’ın ayrılma niyeti, Casimir’in ona annesinin minyatür portresini göstermesiyle değişir. Portredeki kadın Isabelle de Saint-Auréol’dür: Casimir’in annesi, Floche’ların yeğeni ve Saint-Auréol ailesinin kızıdır. Casimir, annesinin geceleri geldiğini ama kendisiyle pek görüşmediğini söyler. Gérard, bu portre karşısında büyülenir; Isabelle’i görmeden, sadece resimden ve eksik bilgilerden hareketle zihninde yüce, acılı, gizemli bir kadın yaratır.
Bir gün yağmurdan kaçıp parkta terk edilmiş bir pavyona sığınan Gérard, çürümüş lambri arkasında eski bir mektup bulur. Mektubun altında Isabelle’in adı vardır. Mektup, Isabelle’in yıllar önce sevgilisiyle kaçmayı planladığını, gece yarısı bahçe kapısı civarında buluşacaklarını, evden kurtulmayı beklediğini gösterir. Gérard bu mektubu kendi romantik hayallerinin kanıtı gibi okur. Onun gözünde Isabelle artık yalnızca güzel bir portre değil, ailesince hapsedilmiş ve büyük bir aşk uğruna kaçmaya çalışan trajik kahramandır.
Gérard, mektubun sırrını çözmek için Abbé Santal’ı sıkıştırır. Papaz, mektuptaki sevgilinin Blaise de Gonfreville olduğunu ve aynı tarihte bir av kazasında öldüğünü söyler. Ölümün nasıl gerçekleştiği romanda polisiye kesinlikle açıklanmaz ama anlatı, Gratien’in “aile onurunu korumak” için Blaise’in ölümünde rol oynamış olabileceğini güçlü biçimde sezdirir. Bu noktada Gérard’ın zihninde hikâye daha da melodramatikleşir: Isabelle artık hem aşk hem ölüm hem aile baskısı hem de geçmiş bir suçun merkezindeki kadındır.
Gérard, Isabelle’in şatoya geleceğini öğrenince onu gizlice görmek için gece gözetleme yapar. Gerçek Isabelle’i ilk kez bu sahnede görür. Kadın, portredeki melek gibi genç kız değildir; hâlâ çekicidir, ama daha dünyevi, daha yorgun, daha hesapçı ve melodramatiktir. Teyzesi Madame Floche’tan para almaya gelmiştir; annesi Madame de Saint-Auréol sahneye neredeyse tiyatral bir öfkeyle girer, Isabelle’i “nankör kız” diye azarlar. Isabelle’in para ve mücevher karşısındaki davranışı Gérard’ın ideal imgesine ilk ciddi darbeyi indirir; buna rağmen Gérard hâlâ onun peşinden gitmek ister, fakat başaramaz ve Isabelle gece arabasıyla uzaklaşır.
Gérard Paris’e döner. Bir süre sonra Floche çiftinin ölüm haberini alır. Casimir’den de hüzünlü bir mektup gelir. Gérard Quartfourche’a tekrar gitmeye karar verir. Bu dönüşte şatonun çözülüşü hızlanmıştır: aile ölümler, borçlar, haciz ve satışlarla dağılmaktadır; parkın ağaçları kesilmekte, eski kütüphane ve eşyalar yok pahasına elden çıkmaktadır. Gérard artık yalnızca geçmişin gizemini değil, bu çöküşün somut sonuçlarını da görür.
Gérard sonunda Isabelle’le yüz yüze konuşur. Ona bulduğu eski mektubu gösterir. Isabelle’in itirafı, Gérard’ın kurduğu trajik aşk anlatısını tersine çevirir: Isabelle gerçekten kaçmayı planlamış, ama son anda özgürlükten, sevgiliden ve kendi kararının sonuçlarından korkmuştur. Mektubu geri alıp planı bozmak yerine Gratien’e giderek Blaise’in onu kaçırmaya geleceğini söylemiş, onun engellenmesini istemiştir. Bir süre sonra silah sesi duymuş; yani Blaise’in ölümü, Isabelle’in korkak ve ikircikli davranışının dolaylı sonucudur.
Bu itiraf Gérard’ın aşkını bitirir. Onun için en yıkıcı şey yalnızca Isabelle’in geçmişteki suçu ya da zaafı değildir. Isabelle’in bütün hikâyeyi anlatırken gerçek bir pişmanlıktan çok kendi kaderine acımasıdır. Gérard, hayalindeki kadının ortadan kalktığını anlar. Ona, Quartfourche’ta uykuya dalıp bir düşe kapıldığını, şimdi ise uyandığını söyler ve ayrılır. Romanın ana kırılması budur: “Isabelle” diye sevilen şey gerçek kadın değil, Gérard’ın edebiyatla, romantik klişelerle ve eksik bilgilerle kurduğu hayaldir.
Son bölümde Gérard artık Isabelle’in peşinden gitmez. Isabelle’in daha sonra bir iş adamı tarafından terk edilip bir arabacıyla kaçtığını öğrenir. Buna karşılık Gérard, Casimir’i ve ona bakan Gratien ailesini korumak için küçük bir çiftliği satın alır. Casimir, Gratien ve Delphine orada yaşamaya devam eder. Gérard daha sonra komşu bir ailenin büyük kızıyla evlenir ve yılda birkaç kez Casimir ile Gratien’i ziyaret eder. Böylece roman, romantik aşk zaferiyle değil, hayalin dağılması ve daha sade, ahlaki bakımdan daha gerçek bir sorumluluk duygusuyla biter.
Isabelle – Kitap Açıklaması
Gérard’ın araştırma yapmak için geldiği Quartfourche Şatosu, genç adamı romantik bir serüvene davet eder. Şatonun küçük sakini Casimir, geçmişe açılan bir kapının anahtarıdır. Gérard, çocuğun annesinin portresine tutkuyla âşık olur ve bu kadının evden ayrılışının ardındaki sır perdesini aralamaya girişir. Görünüşe aldanan hayalperestlerin bazı perdeleri açmaması gerektiğini öğrenecektir. Isabelle, köklü bir ailenin ve köklü bir şatonun çöküşlerini paralel olarak anlatan bir kısa roman.
(Tanıtım Bülteninden)
Tek dokunuşla tepkini bırak, diğer okurlar da görsün.
























