Amat

Amat – İhsan Oktay Anar

Tür:Roman
Yazar:İhsan Oktay Anar
Yayınlanma Tarihi:2005
Yayınevi:İletişim Yayıncılık
Karakterler

Diyavol: Romanda şeytana işaret edilen ve lanet olarak nitelendirilen bir kişidir. Büyük bir günah işleyen ve onu unutmak için sürekli içen bir karakterdir.

Süleyman Reis: Sarı bıyıklı, somurtkan bir kişidir. Geminin efendisidir. Ölümsüzlük için şiddetli bir hırsı olan bir karakterdir.

Daniyal: Birçok insanı öldürmüş bir adamdır. Kendisini Emilio Santos olarak tanıtır. Bu isim öldürdüğü ilk kişinin adıdır ve onu unutamamıştır.

Konusu

17. yüzyılda İstanbul’dan yola çıkan Amat adlı gemide meydana gelen olayları anlatan roman, yazarın diğer romanlarından farklı olarak daha çok “eski” denizcilik terimlerini yazarın kitabında kullanmıştır.

Amat Özeti

17. yüzyılın sonunda, bir gemi mürettebatını Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’da toplar. Gönüllü katılıma dayalı bu korsan gemisi, Akdeniz’de iki Osmanlı gemisini batıran Avrupalı ​​korsanlarla savaşmak için bizzat hükümet tarafından görevlendirildi. Geminin kaptanı, gemisine Eşek İsrafil adında bir çocukla binen Kaptan Diyavol Paşa’dır. 40, 50 yaşlarında, altın işlemeli büyük bir kukuleta takan bu adamın uçağa binmesi ilahi düzeni bozmak demektir.

Denizciler Pazartesi günü denize açılmak istedikleri için acele ederler. Allah korusun salı günü denize açılırlarsa uğursuzluktur ve dertler hiç bitmez. Ancak mürettebat hazırlıklarını hızlı bir şekilde tamamlayamaz ve horozun üçüncü ötüşünde yelken açabilirler.

Gemideki herkes sessizce başlarına gelecek felaketleri beklemektedir. Yüzbaşı Diyavol Paşa kendisine bir başvekil seçer. Bunun için sadece iki aday vardır. Kırbaç Süleyman Reis ve Ali Reis. Yüzbaşı Diyavol Paşa seçimini yapabilmek için iki komutandan hangisinin tayfaya emirlerini dinleteceğini görmek ister. Çok bilgili ama zor bir karar veren Ali Reis, bilgisi az ama deli olan ve risk alabilen Kırbaç Süleyman Reis’in gerisinde kalır. Bu yarışmanın sonunda Kırbaç Süleyman Reis, mürettebata sahildeki bir köyün minaresini vurmalarını emreder. Mürettebat söyleneni yapar ve minareyi yıkmayı başarır. O sırada kıyıda şarap içmekle meşgul olan bir balıkçı, şişesini Amat adlı gemiye atarak, “Kâfirler!” diye bağırır. Küfür ederek bağırır. Ali Reis, Yüzbaşı Diyavol’un böyle bir ihanetten dolayı Kırbaç Süleyman Reis’i affetmeyeceğini düşünür ve ikinci kaptan olarak seçilecektir. Yüzbaşı Diyavol Paşa her iki beyi de çağırır ve ikinci şef olarak Kırbaç Süleyman’ı seçtiğini söyler. Ali Reis, Kaptan Diyavol’un kararına karşı çıkar. Yüzbaşı Diyavol, “Senin bilmediğin şeyler biliyorum” dedi. Der. Ali Reis isyan eder, yemin eder, “Nasıl bir adam seçtiğinizi ortaya çıkaracağım, bana zaman verin!” der. Yüzbaşı Diyavol Paşa da Ali Reis’e mühlet verir ve hapse attırır. Kamçı Süleyman Reis artık ikinci kaptan olur.

Gemideki mürettebat birbirleriyle sohbet ediyor. Bu konuşmalar sırasında her birinin bir suç işlediği ortaya çıkar. Mürettebat bu durumla ilgilenir. Mutlaka masum birinin çıkacağını düşünür. Eşek İsrafil adlı borazan çocuğunun bir suçu olup olmadığını merak ederler. Ona soruyorlar. Eşek İsrafil de kendisine cinsel tacizde bulunan babasını öldürdüğünü yani cinayet işlediğini söyler. Bu, gemideki herkesin bir suç işlediği ve suçlu olduğu anlamına gelir. Bir gün Amat, denizde iki geminin saldırısına uğrar ve iki gemiye de saldırır. Bu saldırı sırasında Kaptan Diyavol Osmanlı bayrağını indirir ve kendi siyah bayrağını yükseltir. Denizciler, saldırdıkları iki geminin Osmanlı gemileri olduğunu anlayarak Kaptan Diyavol Paşa’ya durumu anlattılar. Savaşmak istemeyen mürettebatı ikna etmek isteyen Kaptan Diyavol, gemideki herkesin gönüllü olarak gemiye katıldığını ve oradaki herkesin günahlarını tek tek saydığını söylüyor. Böylece mürettebat, Kaptan Diyavol Paşa’nın Diablo yani Şeytan olduğunu anlar. Her biri kendi seçimiyle günah işledi ve Amat adlı gemiye biner. Bu nedenle Şeytan’ın kara bayrağı altında savaşırlar ve iki Osmanlı gemisini batırırlar. O zaman neden aradıkları geminin kendileri olduğunu anlarlar.

Kırbaç Süleyman gerçeğin peşine düşer ve Kaptan Diyavol Paşa’nın zengin kütüphanesine gizlice girer ve durur. Yüzbaşı Diyavol Paşa bunu fark eder ve Kırbaç Süleyman’ın istediği kitabı ödünç alıp okuyabileceğini söyler. Bunun dışında sadece bir kitap var. Bu yasak, Kırbaç Süleyman’ın merakını uyandırır. Aklına ilk giren Ali Reis olur. Ali Reis’in telkinleriyle yasaklanan kitap “Amat”ı okuyan Kırbaç Süleyman Reis dehşete düşer. Yüzbaşı Diyavol Paşa buna çok sinirlenir ve tüm mürettebata felaketler getirir. Amat gemisinin hikâyesini ve yasak kitap Amat’ı oğulları, torunları ve akrabalarına anlatan Kurşunlu Mahzen Kâtibi Hamamcı Musa Efendi, amat kelimesinin İbranice ‘de hakikat anlamına geldiğini de söyler. “Bu hikâye ne kadar gerçek?” diye sorduklarındaysa “Amat ne kadar gerçekse bu hikâye de o kadar gerçek.” diye cevap vererek dünyaya gözlerini kapatır.

Amat – Kitap Açıklaması

Kıyıda ise üç direkli, iki güverteli ve 58 toplu bir kalyon, o karanlıkta usturmaçalarını puta edip iskeleye palamar vermişti. Yelkenlerin sarılı olduğu serenler hisa edilmiş ve tez zamanda yola çıkacağını ilân için mizana direğine mavi bayrak çekilmişti. Esrarengiz adam, kalabalığı yarıp elinden tuttuğu İsrâfil’le iskeleden gemiye doğru yürümeye başladı. Kalyonun dikmesinin palangalarına asılan ve tıraka tutan gemicilere vardiyan, “Yisa, sizi gidi sütü bozuk sünepeler! Yisa beraber! Varda ruhsuzlar! Varda! Bre aman! Laşka! Laşka!” diye feryat ediyor ve hurçların, sandıkların ve fıçıların ambarlara usûlünce istifine nezaret ediyordu. Güneşin doğmasına 7 saat kala esrarengiz adam, sürme iskeleden kalyonun çukur güvertesine çıkmak istedi. Fakat eline ne kadar asılırsa asılsın Eşek İsrâfil yerinden bir türlü kımıldamıyordu. O karanlıkta eline son bir kez daha asılıp “Gel yâ mübarek!” diye nida eyledi. Bunun üzerine çocuk her nedense inat etmekten vazgeçti. Ne var ki, sürme iskelenin kayganlığından dolayı düşmemek için midir, İsrâfil’in kuşağına 40-50 yaşlarında, iri yapılı, sırma işlemeli siyah kaput giymiş biri yapışmıştı. İşte bu adam kuşağı bırakıp küpeşteye tutundu ve güverteye ayakbastı. Bunun ilâhî düzenin bozulması demek olduğunu hiç kimse bilmeyecekti.

Like
Love
Care
Haha
Wow
Sad
Angry
KitapDiyarı
KitapDiyarı
İnsan her şeyi anlatamaz, zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez.

BENZER KONULAR

YORUMLAR

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin

Sosyal Medya

792BeğenenlerBeğen
4,534TakipçilerTakip Et
21TakipçilerTakip Et
22TakipçilerTakip Et
55AboneAbone Ol

Günün Kitabı

Editör Seçimleri

Popüler Konular

Son Konular