Türk’ün Ateşle İmtihanı

Türk’ün Ateşle İmtihanı – Halide Edib Adıvar 

TürYazarYayınlanma Tarihi
Yaşam ÖyküsüHalide Edib Adıvar 1928
Karakterler

Halide Edip ADIVAR: Vatansever bir kadın, gazeteci, yazar, asker, tercüman, kısa boylu, İngilizce ve Fransızca bilen, tanıştığı insanlarla kolayca anlaşabilen bir yazardır.

Adnan ADIVAR: İnsanlar arasındaki anlaşmazlıkları çözen, yüreği vatan sevgisiyle dolu çalışkan bir doktordur. Sağlık Bakanlığı ve Meclis Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunmuştur.

Mahmure: Hlide Edip’in evinde çalışan, ona arkadaşlık eden kadındır.

Konusu

Türk Kurtuluş Savaşı ve yakın planı, bir anda kazanılan zafer, bu şartlar altında bir şekilde kazanıldığı bölge, Halide Edib Adıvar’ın o anılarından oluşan bir kitaptır.

Türkün Ateşle İmtihanı Özeti

30 Ekim’de İngilizlerin işgali ile İstanbul’da iken şaşkınlık ve can sıkıntısı içindeydi. İstanbul’da internete girebilen gençler ve yetişkinler, özel dernekler bir yandan İtilaf ülkelerinin el koyduğu çocuk silahlarından Anadolu’ya kadar ülke için kaçış yolları arıyordu. Halide Edip, bu derneklerin başkanlarına yakın biri olarak, büyüklerin bir araya gelip bir araya gelmesi için zaman harcamıştır. Halk ise sansür manşetiyle gazetelerin olup bitenden habersiz, padişahın İngilizlere yakınlığı ve İngilizlerin medeni bir devlet olması nedeniyle Osmanlı Türklerine izin vereceğini düşünüyorlardı. Bizi savaşa sokan İttihatçıların çoğu Parlamento vekiliydi ve bu bir halk protestosuydu. Bunu bir fırsat olarak gören Tevfik Paşa, meclisi kapattı. 15 Mayıs 1919’da Yunanların İzmir’i işgal etmesinden sonra İngilizler Anadolu’ya giden yolları tuttular ve tenha yolları Osmanlı gençlik çetelerine bağladılar.

Dernekler faaliyetlerini sürdüremez ve Halide Edip gibi milliyetçilere idam cezaları verildi. Sultanahmet mitinginde özellikle Halide Edip, “…hükümetler düşmanımız, milletler dostumuz ve gönlümüzdeki haklı isyan gücümüzdür” dedi. Sözleri üzerine yıldırımlar çekmişti. Artık İstanbul’da kalamayan milliyetçiler, Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkmasından sonra Anadolu’ya kaçmaya başladılar. Bu kaçış iki veya üç kişilik gruplar halindeydi ve çok tehlikeliydi. İzmit ve Adapazarın’da 80 kişiden oluşan en kalabalık çeteler, düzenli olarak silah kaçakçılığı yaparak milliyetçilerin güvenliğini sağladı. Bu çeteler yağmur, çamur, yorgunluk gibi zor şartları göz ardı ederek geceleri köylerde milliyetçileri misafir ediyorlardı. 11 günlük bir yolculuğun ardından Dr. Mustafa Kemal, Ankara Garı’nda Mustafa Kemal ve halk tarafından karşılandı. Adnan ve Halide o gün bir eve yerleşirler ve ertesi gün eski Ziraat akademi binasındaki karargâhta çalışmaya başlarlar. Erzurum Kongresi ve Sivas Kongresi’nden sonra yeni bir meclisin kurulması gerekliliği gündeme geldi. Mustafa Kemal, her ilden ikişer milletvekilinin seçilerek Ankara’ya gönderilmesini ister. 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi kuruldu ve Mustafa Kemal meclis başkanlığına seçildi.

Bu olaya karşı çıkan Hilafet yanlılarının oluşturduğu ordu, meclisi kapatmak için Ankara’ya yürüdü. Bu isyanı ancak bu çeteler bastırabilirdi. Mustafa Kemal onları durdurmak için Çerkez Ethem’i görevlendirdi. Bu güçlerin İzmit’te girdiği çatışmada Çerkez Ethem galip geldi. Bu galibiyet çetelerin itibarını artırdı. Ali Fuat Paşa bile üniformasını çıkarıp dağlara çıktı. Çeteler büyük bir güç olmalarına rağmen ordunun koruması altında olmayı reddettiler. İhtiyaçlarını halktan zorla karşıladıkları için sürekli sorun çıkarıyorlardı.

İlk görev olan düzenli ordunun kurulması Aralık ayının sonlarına doğru büyük mücadelelerle gerçekleştirildi. Ethem’in 3.000 kişilik bir ordusu, 100 makineli tüfek ve 4 top vardı. Bu yetkiye dayanarak, parlamentoya; Faaliyetlerini durdurmasını, halkı tekrar savaşa sokmamasını ve İstanbul hükümetiyle işbirliği yapmasını söyleyen bir ültimatom gönderdi. Rumlar Bursa’ya doğru yürümeye başlamışlardı ama Ethem ve Albay Refet kardeşler savaşıyordu. Ethem, düzenli ahşabın kuvvetlerine karşı koyamadı ve kuvvetlerini geri çekmek zorunda kaldı. 11 Ocak’ta (1. İnönü) Eskişehir’in batısında ordumuzla karşı karşıya gelen Rumlar, Albay İsmet komutasında ağır bir yenilgiye uğradılar. Bu nedenle Ankara’dan temsilcileri Londra Konferansı’na davet ettiler. Sevr’e benzeyen bu konferanstan bir sonuç alınamadı ve Yunanlılar Afyaon’dan saldırdı. 31 Mart’ta (2. İnönü) tekrar mağlup olan Rumlar geri çekilmek zorunda kaldılar.

Bu dönemde Eskişehir’de cephe gerisindeki bir hastanede askerlere yardım etmek üzere Hilal-i Ahmer (Kızılay) Hastanesi’nde gönüllü hemşire olarak çalışmaya başladı. Bu arada Yunanlılar da boş durmuyor, İzmir’i bir silah yığını haline getiriyorlardı. Bunda İngilizlerin Yunanistan’a sağladıkları silah ve maddi desteğin büyük payı vardı. Hazırlıklarını tamamlayan Yunanlılar 9 Haziran’da bizimkinin dört katı bir kuvvetle saldırdılar. Bu saldırılara karşı koyamayan ordumuz yeniden toplanmak üzere Sakarya’nın doğusuna çekildi.

Bu geri çekilme mecliste büyük bir kargaşaya neden oldu. Yapılan oylamayla Mustafa Kemal başkomutanlığa seçildi. Tekâlif-i Milliye emirleri verilmiş ve ordumuzun ikmali halk tarafından yürütülmüştür. Ordunun kuruluşuna en büyük katkıyı yapan refet Paşa, durmadan çalışıyor, yurdun her yerini araştırıyor, tarıyor ve gönüllüler topluyordu. Savaş başladığında 25.000 askerimiz vardı. 16.000’i şehit olmasına rağmen, savaşın sonunda 40.000 askerimiz vardı. 2 ay gibi kısa bir sürede hazırlıklarını tamamladı. Sürekli milli duygularının peşinden giden Halide, silaha sarılmaya karar verir. Mustafa Kemal’in karargâhında çalışmaya başlar. Buradaki görevi, günlük zayiat raporlarını tutmak, yabancı gazeteleri takip etmek, yabancı kamuoyunun savaş hakkındaki düşüncelerini tercüme etmek ve bunları Mustafa Kemal’e iletmekti. Ordumuzun Yunanlılara göre az olması nedeniyle iyi bir savunma planı yapıldı. 25 Ağustos’ta çatışmalar başladı. Fedakâr Türk askerleri öleceğini bilseler de mevzilerini bırakıp savaşmıyorlar ve Rumları mevzilerimize almıyorlar. Savaş 22 gün sürdü ve dünyanın en uzun saha savaşı oldu. 19 Eylül’de başlayan Yunan çekilişi 16 Eylül’de sona erdi. Artık zafer bizimdi.

Mudanya Mütarekesi 22 Eylül’de imzalandı ve savaş resmen bizim zaferimizle sona erdi. Yunanlılar kaçarken geçtikleri köyleri yakmışlardı. Bu savaşta onbaşı rütbesini alan Halide’nin başka bir görevi daha vardı. Teftiş Kuruluna başkanlık etmek, Rumların yaptığı zararları tespit etmek ve Anadolu halkına yaptığı işkenceleri kayıt altına almak. Çok acı olayların yaşandığı Anadolu köylerinde halkın yaşadıkları anlatılmakla bitmez. Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU, Yusuf AKÇURA ve bir fotoğrafçıdan oluşan bu heyet, çalışmalarını tamamladıktan sonra Ankara’ya döner. Döndüğünde, askeri üniforma giyen küçük çocuklar Halide’nin dikkatini çeker. Yanındaki kaptana bunların ne olduğunu sorar. Bunlar, aileleri savaşta ölen Kazım Karabekir Paşa tarafından evlat edinilen, yaşları 6 ile 14 arasında değişen yaklaşık 2 bin yetim Türk çocuğuydu. Kazım Paşa’yı ziyaret eder ve bu örnek davranışından dolayı onu tebrik eder.

Türkün Ateşle İmtihanı – Kısa Bilgiler

  • 4-Ocak-2009 tarihli Fatih Altaylı’nın Teke Tek programına katılan Dr. Yusuf Hakan Erdem kendi kitabında da değindiği, Turkish Ordeal’ın Halide Edip Adıvar’ın yazdığı Türk’ün Ateşle İmtihanı isimli kitabının İngilizce çevirisi olmadığını anlattı.
  • Dr. Yusuf Hakan Erdem, Vedat Günyol’un bir röportajında olayı itiraf olarak anlattığını söyledi. Şöyle ki; Halide Edip Adıvar bu kitabını hazırladığı dönemde hastadır ve kitabın Türkçe halini dikte ile Vedat Günyol’a yazdırmıştır. Daha sonra İngilizce hali Turkish Ordeal’ı Vedat Günyol’un hazırlamasını istemiştir. Vedat Günyol ise Halide Edip Adıvar’a kızgınlığından dolayı kitabın İngilizce halindeki bazı noktalarda orijinalinden farklı ve zıt ifadeler kullanmıştır.
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Toplam: 11 Ortalama: 5]
Kitapdiyari
İnsan her şeyi anlatamaz, zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez.

Benzer Konular

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin

Sosyal Medya

1,002BeğenenlerBeğen
751TakipçilerTakip Et
298TakipçilerTakip Et
21AboneAbone Ol

Günün Kitabı

Editör Seçimleri

Popüler Konular

Son Konular