Ana SayfaRomanKürk Mantolu Madonna

Kürk Mantolu Madonna

Kürk Mantolu Madonna – Sabahattin Ali

Tür:Roman
Yazar:Sabahattin Ali
Yayınlanma Tarihi:1943
Yayınevi:Yapı Kredi Yayınları
Karakterler

Raif Efendi:  Ana Karakterdir.  Romanın genelinde kendi halinde, sessiz, sakin, ahlaklı ve sıkıntılı olduğu zamanlarda başkalarına belli etmeyen birisidir. Ancak bu sessizliğinin ardında bir kadına duymuş olduğu aşk vardır.

Rasim: Raif Efendi’nin iş arkadaşıdır. Raif Efendi’nin gizemini çözmemize fayda sağlayan karakterdir.

Maria Puder: Yaşamın kıyısında kendi kendine çabalarken; aşkıyla içindeki tüm gizli güçleri doyasıya yaşamak isteyen, güçlü bir kadındır. Diğer bir tabirle “Kürk Mantolu MADONNA” dır.

Konusu

Sabahattin Ali’nin sözü her şeyi açıklıyor: ” Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir! Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz?”

Kürk Mantolu Madonna Özeti

Romanı anlatan karakterimiz, Ankara’da  yaşayan, kendi halinde ve kendini  toplumdan dışlamış hisseden bir karakterdir. Raif Efendiyi de girdiği bir işte tanımıştır. Raif Efendi içine kapanık, melankolik ve dış dünyaya uyum sağlayamamış, sessiz, gerekmedikçe konuşmayan ve insanlarla pek ilişkisi olmayan bir insandır.  Anlatıcımız bu halinin nedenini merak edip Raif Efendiye daha yakın olmaya başlar. Raif Efendi,   Almanya’da bulunduğu ve  Almancasıını iyi olduğu için şirketin tercüme işlerinde çalışmaktadır. Hayatı boyunca herkese boyun eğmiş, haksızlığa uğradığında karşı koyamamış, sevmediği bir kadınla evlenmiştir.  İşlerini eksiksiz yerine getirdiği halde patronu tarafından sık sık azarlanarak, kendi hayatına kendi yön veremeyen başkalarının istediği gibi hayatını sürdüren bir insandır. Raif Efendi hasta olduğu zaman işe gidemez. Böyle zamanlarda da anlatıcı ona yardım ettiğinden ötürü ev halkından birisi gibi olmuş,  eşi ve kızları dahil olana dek ona daha yakın biri olmuştur. Bir gün Raif Efendi çok hasta olmuş ve hastalık ilerlemiş bir seviye gelmiş, genç yaşında ölüm döşeğine düşmüştür. Bu sırada anlatıcı Raif Efendinin not defterine ulaşarak hikayenin bundan sonrasını da hikayeyi Raif Efendinin yazdıklarından anlatmaya başlanır.

Raif Efendi, Havranda doğup büyümüştür. 20’li yaşlarında babasının isteğiyle gittiği Berlin’de, sabun imalathanelerinde çalışarak işin inceliklerini öğrenmiş, babasının sabun imalathanelerindeki işleri geliştirmek için girişimlerde bulunmuştur. Berlin’de gündüzleri şehri gezip, akşamlara da sabaha kadar kitap okumaktadır. 

Bir süre bir fabrikada işe başlar. Bir hafta sonu gittiği bir resim galerisinde Kürk Mantolu Madonna adlı tabloya bayılır.  Bir sanatçının otoportresi  olan bu resme platonik bir aşk duymaya başlar. Bu tablo onda önceden hiç hissetmediği duygular uyandırmaya başlamıştır.  Raif Efendi bu portrenin, Andrea Del Sarto tarafından yapılmış “Madonna delle Arpie” isimli tablodaki Madonna’nın portresine benzediğini düşünmüş ve her fırsat buldukça bu tabloyu görmeye gitmektedir.  Fakat başka gözlerin onu takip ettiğini fark etmemiş.  Bu tabloyu seyretme seansınlarından birinde bir kadın onun yanına gelir. Bu kadın, tablonun sahibi olan sanatçı Maria Puder’dir. Maria, Raif’in bu  tabloya olan hayranlığının farkındadır. Raif ise başta onun kendisiyle alay eden biri olduğunu düşünür. Tablonun sahibi ile konuştuğunu öğrenince ise dünyası bir daha geri dönüşü olmayacak şekilde değişir.  Utangaç ve bu yaşına kadar hiçbir insana açılamamış olan Raif Bey, Madonnası ile tanışmıştır. Bu kadının adı Maria Puder’dir. Küçük yaşta babasız kalmış ve annesi ile birlikte yaşamaktadır.  Hiçbir erkeğe güvenmemiş, dost olarak dahi sevememiş bir kadındır.

Maria Puder, Kürk Mantolu Madonna tablosunda kendini resmetmiştir.  Geceleri Atlantik adlı kabarede şarkıcılık yapan, hafif erkeksi ama çekici bir kadındır. Erkeklerden nefret etmesine rağmen gün geçtikçe Raif Efendiye ısınmaya başlamıştır.

Maria,  bir erkek gibi özgür yetiştiğini, canı ne isterse onu yaptığını anlatır. Raif’i de çok sesiz ve narin bulduğunu söylemiştir. Raif Maria’yı çok sevmekte, fakat Maria’nın kendisine olan hislerinden emin olamamaktadır.  İkisi de rüya gibi günler geçirmektedirler.  Ama bir gün Maria hastalanıp hastaneye kaldırıldığında kendisiyle ilgilenebilecek bir tek Raif Efendi’nin olduğunu fark etmiştir.  Raif Efendi gece hastaneye alınmamasına rağmen sabaha kadar dışarı da  ve soğuktan titreyerek onu bekler.  Maria Puder hastaneden çıktıktan sonra bile Raif Efendi onun yanında ayrılmamıştır.  Her gün kadının evine gidip ona yardım etmektedir. Bir süre sonra kadın hislerini açıkladığı sırada Raif, babasının öldüğünü öğrenmiş ve Ankara’ya dönmek zorunda kalmıştır. Raif Efendi ayrılmadan önce onu ne kadar sevdiğini şu sözlerle belirtir kadın: “Şimdi ben gidiyorum, fakat ne zaman çağırırsan gelirim.” Raif Efendi Türkiye’ye döner. Maria Puder’de  annesinin yanına Prag’a gitmiştir.

Maria ile mektuplaşmaya devam edecektir.  Raif Efendi Türkiye:ye geldikten sonra Maria da annesiyle tekrar Berlin’e döner. Raif Efendi  bir düzen kurmaya başlamış ve Maria’yla mektuplaşmaya devam etmektedir. Maria ise Raif Efendi’ye bir sürprizi olduğunu, ancak bunu Ankara’da söyleyeceğini  yazmaktadır. Fakat bir kaç mektuptan sonra, Maria’nın mektupları kesilir. Aradan yıllar geçer ama Maria’dan bir haber gelmez. Ümitsizliğe kapılan Raif Efendi evlenir ve aile kurar.

Raif bunu hayra yormaz ve Maria’nın kendisinden sıkıldığını, vazgeçtiğini düşünür. Raif, sevmediği bir kadınla evlenmiş, evde gördüğü muamele onun içine kapanıklığını  daha da bir arttırmış ve sıkıldıkça akşamları dolaşmaya başlamıştır.  Maria’nın mektupların kesilmesinden on yıl sonra sokakta iki kişiyle karşılaşır. Bunlardan biri Berlin’deki pansiyonun sahibi Frau van Tiedemann’dır.  Raif Efendi  o adamdan Maria’nın hamile olduğunu, bunu kendisine söylemediğini ve doğum sırasında öldüğünü öğrenmiştir. Hatta o adamın yanındaki çocuk da Maria’nın ve kendisinin çocuğudur. Ancak Frau von Tiedeman’ın kızı da alır ve trene binerek Bağdat’a doğru hareket eder.

Yaşlanıp ölümünün yaklaştığını anladığında, bu güzel günleri kaydettiği defterinin yakılmasını genç iş arkadaşından rica eder. Genç iş arkadaşı da Raif Efendi ile ilgili bu gizemi çözmek ve onu daha yakından tanıyabilmek için defteri okur.

Kürk Mantolu Madonna – Kitap Açıklaması

İlk baskısı 1943 yılında yapılan Kürk Mantolu Madonna, günümüzde halen en çok ilgi gören ve satılan kitaplar arasında bulunuyor. Basıldığı günden bu yana 1 milyondan fazla satan kitap üzerine, birçok araştırma ve inceleme yapılmış, hakkında tezler yazılmış, fakat bu başarısının sırrı tam olarak çözülememiştir. Onu bu kadar özel kılan ve hala konuşuluyor olmasındaki en büyük pay, tabii ki Sabahattin Ali’nin usta kalemi ve başarılı ruh tahlilleridir.

Konusu ile adından sıkça söz ettiren eser, Türk edebiyatının da en önemli romanları arasında gösteriliyor. Psikolojik bir anlatı olarak da ifade edebileceğimiz roman aslında üç ana tema etrafında şekilleniyor: Aşk, yalnızlık ve yabancılaşma. Kürk Mantolu Madonna, daha çok bir aşk hikâyesi olarak görünse de romanda aslında bir insanın yalnızlaşma sürecine ve giderek topluma yabancılaşmasına şahit oluyoruz. Psikolojik tahliller çerçevesinde bu yabancılaşma ve yalnızlık duygusunu Sabahattin Ali o kadar iyi anlatıyor ki, okurken bize bu hisleri adeta yaşıyormuşçasına hissettiriyor.

Hüzünlü bir aşk öyküsü olan Kürk Mantolu Madonna, iki hikâyeden oluşan bir anlatıma sahip. İlk hikâyede Rasim adlı karakterin iş bulması ve Raif Efendi ile tanışması anlatılıyor. Kimseler ile konuşmayan sessiz sakin Raif Efendi’yi gözlemleyen ve onu daha yakından tanımak isteyen Rasim’in anlatımı ile Raif Efendi’yi dinliyoruz. Onun neden bu kadar yalnız ve topluma yabancı olduğunu ise kendisinin kaleme aldığı siyah kaplı defter aracılığı ile ikinci hikâyede öğreniyoruz. İkinci hikâye Raif Efendi’nin kimselere söylemediği ve anlatmadığı bir aşk hikâyesi ile başlıyor. Gençlik yıllarına gittiğimiz bu defterde Raif Efendi’nin Almanya’da bir resim sergisinde Maria Puder ile tanışması ve sonrasında birbirlerine âşık olmasının hikâyesi içinde bir anda kendimizi buluyoruz.

Like
Love
Care
Haha
Wow
Sad
Angry
KitapDiyarı
KitapDiyarı
İnsan her şeyi anlatamaz, zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez.

BENZER KONULAR

YORUMLAR

Abone ol
Bildir
guest
2 Yorum
En eski
En yeni En çok oy alan
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin
Nazteacher
Nazteacher
Ziyaretçi
2 yıl önce

Defalarca okusam da bıkmayacağım kitaplar arasında birinci sırada yer alıyor Kürk Mantolu Madonna. Kelimeler yetmez onu anlatmaya.
Okuduğumuz aşk gibi gözüksede çok daha fazlası olduğunu sizlerde görecek etkisini uzun süre üzerinizde hissedeceksiniz.

Tuğba
Tuğba
Ziyaretçi
2 yıl önce

Efsanevi bir kitap, Sabahattin Ali’nin anlatımı zaten eşsiz

Sosyal Medya

792BeğenenlerBeğen
4,489TakipçilerTakip Et
21TakipçilerTakip Et
22TakipçilerTakip Et
55AboneAbone Ol

Günün Kitabı

Editör Seçimleri

Popüler Konular

Son Konular