Susuz Yaz

Susuz Yaz – Necati Cumalı

TürYazarYayınlanma Tarihi
HikayelerNecati Cumalı1962

Susuz Yaz Özeti

Susuz Yaz Kitabı on bir öyküden oluşmaktadır.

Hasan Karabaş: Köylünün ve kardeşinin hakkını yiyen karakterdir.

Osman Karabaş: Abisi tarafından haksızlığa uğramıştır. Hasan’ın kardeşidir.

Bahar: Önce Osman Karabaş, ardından da Hasan Karabaş’ın eşi olmuştur.

Susuz Yaz

Urla’nın Bademler köyünde yazlar hep kurak geçer. Bu durum köylüleri zor durumda bırakmaktadır. Köylülerin ektikleri tarlaları sulamak için kullanabilecekleri tek bir su havuzu vardır. Önceleri tüm köylüler bu havuzu sulama için kullanır, daha sonra Hasan Kocabaş adında bir köylü kendi tarlasından gelen bu su havuzunu köylülerin kullanımına kapatır. Bunu fark eden köyün ileri gelenleri Hasan Kocabaş’a gider ve itiraz eder. Köylüler, Hasan’ın yaptıklarına çok kızarak evlerine dönerler. Zaman geçtikçe bu su sıkıntısı köylülerin başını belaya sokar. Çözümü adliyeye gidip dava açmakta görüyorlar. Dava açılıp mahkeme günü geldiğinde Hasan, suyun kendi tarlasından geldiğini ve bu suyu kimseye kullandırmaya hakkının olmadığını savunur. Hâkim, konuşmalar doğrultusunda Hasan’ı haklı bulur. Köylü yine eli boş döner. Bu su davası yüzünden tüm köylüler Hasan’a düşman olur. Nerede görseler kötü davranırlar. Bu düşmanlık artık dayanılmaz bir hal alır. Köyden birkaç tarla sahibi, geceleri Hasan’ın evini izleyip rahatsız eder, bazı sesler duyan Hasan şüphelenir ve dışarı çıkar. Birkaç kişinin gölgesini görür, bu yüzden silahını alır ve ateş eder, onları arkadan takip eder ve birini vurur. Daha sonra panik içinde eve döner. Sabah Hasan’ın vurduğu adam ölür, jandarma Hasan’ın evine gelir ve ifadesini alır. Hasan, suçu evde birlikte kaldığı evli kardeşine yüklemeyi düşünür ve planlar. Kardeşi ile konuşur ve suçu üzerine almasını söyler, kendisine her ay para göndereceğine ve karısına iyi bakacağına söz verir. Bunları duyan kardeşi kabul eder ve suçu üzerine alır. Kardeşi hapse girer. Hasan söz verdiğini zamanında yapmaz. Kardeşinin köyde öldüğü haberini de etrafa yayar. Bunun üzerine kardeşinin karısını düğününe götürür. Abisi yıllar sonra hapisten çıkar, durumu görünce kardeşinin karısıyla evlendiğini öğrenince sinirli bir şekilde kardeşini vurur.

Öç

Gülsüm adında bir kadının Hacer adında bir kızı vardır. Bu kız, köyün en gereksiz çocuğu Şerif Ali’ye âşıktır ve oğlan da kızı sever. Bir gün Gülsüm Kadın, kızını ve oğlunu kapının önünde birbirine bakarken yakalar ve öfkelenir. Önce çocuğun yanına gider ve kızarak korkutur, sonra kızına söylenir ve sinirlenir. Gülsüm Kadın ne kadar sinirli olursa olsun, kız ve oğlan bir gün kaçıp köyü terk etmeye karar verirler. Kızının kaçtığını öğrenen kadın, oğluna haber vererek tüm akrabalarını toplayarak kızı ve Şerif Ali’yi aramaya giderler. Bu arama sürerken, Hacer’in kardeşi Mahmut’u görmediğini söylediği için Hacer’in kardeşi Mahmut’u tüfekle vurur.

Yenilmeyen

Urla’nın bir köyünde Tülü adında ünlü bir deve varmış. Bu devenin ünü tüm Ege bölgesinde duyulmuştur. Bütün deve güreşlerinde kazanır. Bir gün kendisi gibi ünlü bir deveyi yener. Bu durumu sindiremeyen deve sahibi, Tülü’nün ahırına girerek onu ateşe verir.

Dağlı ile Muharrem

Dağlı adında bir adam vardır. Bir gün evde ailesiyle yemek yerken kapılarına bir adam gelir. Onu Muharrem adında birinin gönderdiğini söyler. Dağlı’ya sessizce Muharrem’in haraç istediğini söyler. Bunu duyan Dağlı bunalıma girer ve paralarının saklandığı yerden istediği miktarı alır ve gelen adama verir. Dağlı bu durumdan sıkılır. Bir gün Muharrem ile tanışırlar. Muharrem kendisini tahrik edecek sözler söyler, Dağlı çok sinirlenir. Muharrem Dağlı’ya bir gün hesaplaşacaklarını söyler. Günler geçer, bir gün Dağlı yolda Muharrem ile karşılaşır. Muharrem ona kırıcı sözler söyler ve hesaplaşacakları günün geldiğini anlar. Dağlı, Muharrem’i silahıyla vurur.

Bıçak

Duvar ustası Azem adında bir adam vadır. Bir gün ailesiyle yemek yerken oğlu Zeynel’in üzgün duruşu dikkatini çeker. Diğer kardeşler ise üzgün olmalarının nedenini, bölgedeki Arabacı Salih’in çocuklarının Zeynel’i kızdırıp kavga ettiğini anlatıyor. Babası bunu öğrendiğinde, kendi bakış açısına göre daha büyük olan oğluna bir bıçak alması ve kendini koruması söyler. Zeynel ile birlikte markete gidip bıçak alırlar. Zeynel kendisine bıçak alınca büyüdüğünü hisseder ve gurur duyar.

Katil

Urla’da yaşayan Abdi adında bir adam vardır. Abdi çocukken annesi tarafından ayağına sertçe vurulmuş ve sakat bırakılmış, bunun üzerine annesi evi terk edip gitmiştir. Babası bir çiftçidir. Abdi onun elinde büyür. Kötü durumlara maruz kalmıştır. Bir gün bir kafede otururken bir adam eğlenecek birini arar ve o kişi Abdi’dir. Onu sinirlendirecek şeyler söyler. Bunun üzerine Abdi kafasına demirle vurarak öldürür. Abdi bu olaydan sonra hapse girer. Onu seven iki arkadaşı bir avukata durumu anlatır ve yardım ister. Avukat, Abdi’yi ziyaret etmek için cezaevine gider. Durumun arkadaşlarının söylediği gibi olduğunu söyleyen Abdi, uzatmaya gerek olmadığını söyleyip biraz kestirir. Abdi, adamın kendisine söylediği geçmişle ilgili ağır sözlerle yüzleşmek istemediği için kendini savunmanın gereksiz olduğunu söyler.

Gülsüm Kıza Ağıt

Bu öyküde Gülsüm isminde bayanın kocası tarafından acımasızca öldürülmesi konu edinir.

Esma ile İsmail

Eğlen Hoca adında bir kasaba var. Bu yer, zamanında üzücü bir olay nedeniyle sudan tatsız hale gelir. Esma ve İsmail adında iki genç evlenir. Bir gün teknede yürürken Esma’nın çevresi suya düşer. Bunu gören İsmail hemen suya atlar ve ortamı bulmaya çalışır. Ama İsmail bir daha o sudan çıkamaz. O günden beri Esma her gün İsmail’in suya düştüğü yere gelmiş ve yolunu izlemiştir.

Aktör

Cumhuriyet alanında şov yapacak bir oyuncu var. Bu oyuncu iki genç köylüyle tanışır ve sohbetiyle dikkatlerini çeker. Ünlü oyuncuları çok iyi tanıdığını ve onlar hakkında bazı gizli detayları bildiğini söyler. Ama söyledikleri doğru değil. Amacı kendini ünlü bir aktör olarak tanıtmaktır. Daha sonra anlattıklarından pişmanlık duyarak iç dünyasına çekilir ve bir başına üzüntü yaşar.

Aksinin Biri

Oduncu olarak çalışan Sedat Ören adında bir adam vardır. Bu adam çevre kasabalardaki orman görevlilerine rüşvet verir ve ormanları dilediği gibi kullanır. Bir gün çevre kasabalardan kahveler alarak Yalı kasabasına gider ve orman memuru Turhan ile konuşur ve Sedat’ı görmezden gelmesini ister. Ama Turhan sert bir cevizdir. Para konusunda anlaşamazlar, bu yüzden Sedat, Turhan’ı kafayı bulana kadar içirir. Alkolün etkisinde kalan Turhan, köyde bir olaya sebep olur ve polis karakolu olur. İşinden yasaklanmıştır. Sedat Ören bu durumdan yararlanır ve kasabada işini rahatça yapar.

Selim’i Anarım

Bu hikâyede avukatın müvekkiliyle ilgili kısa bir anısı anlatılır.

Susuz Yaz – Kitap Açıklaması

“Necati Cumalı” “Susuz Yaz” ı 1960 yılında yazdı. Kitapta yer alan öyküler, Cumalı’nın avukatlık yıllarında edindiği vurucu gözlemlerinden kaynaklanıyor, toplumumuzun özellikle kırsal kesiminde, “Habil ile Kabil” söylencesinden beri var olan şiddet yasalarının acımasız görüntülerini sergiliyordu. Cumalı, kitaba adını veren “Susuz Yaz” da edebiyat alanında ilk kez suyun bölüşülmesinin önemine değinmişti. 1964 yılında öyküden sinemaya aktarılan filmi ALTIN AYI ile ödüllendiren Berlin Film Festivali Jürisi, kararında gerekçe olarak konusunun taşıdığı önemi gösteriyordu. 20 yıl arayla 80’lerde Su Yılı ilan eden UNESCO, petrolün yerini 21. yüzyılda suyun alacağı, suyun bölüşülmesinden çıkacak anlaşmazlıkların savaşlara yol açabileceği konusunda bütün üyelerini uyarıyordu. ÇAĞDAŞ YAYINLARI, her kitaplıkta yer alması gereken edebiyatımızın şimdiden klasikleşmiş bu eserinin onuncu baskısını güvenle okuyucularına sunar.

Gönderen: Hüsamettin Dağdelen

Like
Love
Care
Haha
Wow
Sad
Angry
Misafir Yazıları
Bir kitabın ne kadar okuyucusu varsa o kadar değişik çeşidi var demektir.

BENZER KONULAR

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin

Sosyal Medya

988BeğenenlerBeğen
983TakipçilerTakip Et
114TakipçilerTakip Et
403TakipçilerTakip Et
29AboneAbone Ol

Günün Kitabı

Editör Seçimleri

Popüler Konular

Son Konular