Ana SayfaHikayelerBeyhude Ömrüm

Beyhude Ömrüm

Beyhude Ömrüm – Mustafa Kutlu

Tür:Hikayeler
Yazar:Mustafa Kutlu
Yayınlanma Tarihi:2012
Yayınevi:Dergah Yayınları
Karakterler

Gülpaşa çavuşun oğlu: Hırslı, çalışkan, geleneklerine bağlı Hikâyenin ana karakteridir.

Deli Derviş: Köye yerleşmiş, iyi huylu, sessiz, sakin, yardımsever bir adamdır.

Emrullah Hoca: Köyün imamıdır.

Muhtar Halil:  Çok zengin, inatçı, paragöz bir muhtardır.

Enis Bey: Kasabanın hâkimidir. Sürekli alkol alan bir adamdır.

Çerçi Cemil ve Tahsildar Atıf: Muhtarın yakın dostlarıdır.

Hacali: Kasabanın berberidir.

Muhterem Bey: Köyün zenginlerinden biridir.

Selvihan: Muhtarın karısıdır.

Hediye: Muhtarın kızıdır.

Rahime: Kahramanımızın gelinidir.

Konusu

Anadolu’nun vahşi doğasına karşı pes etmeden, toprakla mücadele ederek kendi kurtuluşunu yaratan ve çorak bir kayaya bahçe kurma idealini gerçekleştiren kahraman bir Anadolu köylüsünün hikâyesidir.

Beyhude Ömrüm Özeti

Gülpaşa Çavuş’un oğlunun tarlası var. Yığma duvar, kasaba yolunun yanındaki çukurda çizilir. Tarlalar içi boş ve çorak olduğundan ekinler verimsizdir. Yine de iri taneli buğdaylarıyla muhteşem ürünler elde edebiliyorlar. Bir gün Çavuş’un oğlu bir sigara yakıp dinlenmek için gölgeye çekildiğinde, ıslak kayayı fark eder. Aslında hep orada olan bir kaya ama bu sefer farklı bir şekilde öne çıkıyor. Kaya her zaman ıslak ve yosunludur. Çavuşun oğlu bu kayayı düşünürken birden aklına bu kayanın altında su olabileceği ve burada hayallerinin pastoral bahçesini kurabileceği gelir. Belki askerde tattığı üzümleri, narları burada yetiştirebilir. Bu düşünceyle mutlu bir şekilde kayanın dibini kazmaya karar verir.

Bu fikri gerçekleştirmesi onun için çok zor, ama bir kez kafasına koyar. Hepsinin üstesinden geleceğine inanarak kafasında birçok engeli aşmaktadır, hasat sonunda düğün yapacak kızı, yapılan işler, kayınvalidesinin itirazı, muhtarı ile kiminle çatıştıkları, köylülerin konuşması, kanunlar. Bu konuyu, her şeyden haberdar olan babasının arkadaşı Berber Hacı ile istişare eder. Ona destek olup sorun olmadığını söyleyince gerekli aletleri toplar ve Islak Kaya’ya yönelir. Ferhat gibi kayayı kazmayla delmeye çalışır.

Köyün sakinlerinden Deli Derviş adında, kimisinin deli, kimisinin derviş dediği bir kişi vardır. Köy imamı Emrullah Hoca’nın himayesinde kimseye zarar vermeyen bu kişi, Çavuş’un oğlunun kayayı delmeye çalıştığını ilk gören olur. Söylemeden niyeti anlar, dua eder ve gider. Kayayı delmeye çalıştığını görenler arasında Çerçi Cemil ve Tahsildar Atıf da vardır. Gülpaşa Çavuş’un hazine avcılığı geçmişi olduğu için oğlunun da hazine aradığını düşünürler ve bu haberi köye yaymak için harekete geçerler. Gülpaşa Çavuş ve nişanlısı Zeynep, beşik çentikleri olmasına rağmen birbirlerini seviyorlardı. Ancak Muhtar Halil de Zeynep’i görür ve ona baskı yapmaya çalışır. Bu nedenle Gülpaşa Çavuş tarafından dövülür ve bu olaydan sonra iki aile arasında husumet başlar. Çerçi Cemil gelip hazine haberini verince Muhtar Halil ıslak kayanın altını kazmaya karar verir.

Gece yarısı Muhtar Halil ve Çerçi Cemil ıslak kayayı kazmak için uğraşırlar ama umduklarını bulamazlar. Bu olay Muhtar Halil’i çileden çıkarır ve Çavuş’un oğlunun başına çorap örmek ister. Köyde hazine aradığı haberini yayar. Ancak umduğunu bulamayınca Çavuş’un oğlu kazıya devam eder. Ancak kazı sırasında çok zorlandı ve dinamit kullanarak patlattı. Sonunda amacına ulaşır ve suyu çıkarır. Cennetten bir köşe olarak gördüğü bahçe idealine kavuşması artık mümkündür.

Yaz gelip de oraya istediği bahçeyi kurmaya çalıştığında Muhtar Halil yeniden harekete geçer. Üstelik Çavuş’un damadı Şahin, Muhtar Halil’in kızıyla birlikte İstanbul’a kaçtı ve düşmanlık daha da artar. Muhtar Halil, yeni kurulan bu bahçede akrabalarını toplar ve Çavuş’un oğlunu döver ve yataklık eder. Bahçeye göz kulak olmak Deli Derviş’e kalmıştır. Bahçe gerçekten görenleri büyüleyecek türden. Her türlü sebze ve meyveyi yetiştirir. Tek başına nar yetiştiremez ve üzüm de istediği gibi değildir ama onun dışında her şey çok güzeldir.

Muhtar Halil zulmünü mahkemeye verir ve bu bahçenin kendisine ait olduğunu iddia ederek Çavuş’un oğluna dava açar. Buradan umduğunu bulamaz ve davayı kaybeder. Aynı dönemde Muhtar’ın iki oğlu da İstanbul’a kaçar. Aslında birçok insan zengin bir gelecek umuduyla İstanbul’a kaçıyor ya da göç eder. Gençler İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlere taşındıkça köyün eski havası ve tadı kayboluyor. Çavuşun oğlu ise bunlara aldırmaz, kurduğu cennetten bahçesine adeta âşıktır ve bütün uğraşı onu güzelleştirmektir. Bazıları onun bütün hayatını bir hiç uğruna harcadığını düşünse de, o kendinden memnundur.

Çavuşun oğlu, iki oğlunun İstanbul’a gitmesini engelleyemez ve karısıyla baş başa kalır. Köyde kalanlar zaten çok az, bakılacak kimsesi olmayan ve köyde kalmaya mahkûm olanlar bunlar. Kasabaları önce mahalle, sonra bucak, sonra köy olur. Evler harap durumdadır. Kuzular meleme yapmaz. Çok geçmeden Çavuş’un oğlunun karısı da hastalanır ve yapılan tedavilere rağmen kurtarılamaz. Çavuşun oğlu bahçıvandır ve çocuklarının ısrarlarına rağmen İstanbul’da durmaz ve köyüne döner. Yıllar geçer. Şimdi iyi yaşlandı. Çok sevdiği bahçesini görmeye bile gidemiyor. Bir gün havanın güzel olduğunu görüp bahçesine gittiğinde ayağı kayar ve düştüğü yerden kalkamaz. Köyde kimsesi olmadığı için kimse imdadına yetişmiyor. Bahçeyi yapmaya karar verdiği günleri hatırlayarak, kar altında oracıkta ölür. Ve bir bahçeye gömülür.

Beyhude Ömrüm – Kitap Açıklaması

Kitapta Kutlu’nun tabiat tutkusu, Anadolu insanının tabiata bakışı ve hayat görüşü ile örtüşmektedir. En derinde ise “fanilik” meselesine değinen metafizik bir boyut vardır. Bu da bir uzun hikâyedir.

Beyhude Ömrüm, dış yapısı itibarıyla Türkiye’deki göç olgusundan, köylerin boşalmasından, sosyal bir vakadan bahsediyor. Aslında o bir “tutku” hikâyesidir. Kahramanı kuş uçmaz – kervan geçmez – ot bitmez dağlar başında bir “bahçe” kurmak için çırpınır.

(Tanıtım Bülteninden)

Like
Love
Care
Haha
Wow
Sad
Angry
KitapDiyarı
KitapDiyarı
İnsan her şeyi anlatamaz, zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez.

BENZER KONULAR

YORUMLAR

Abone ol
Bildir
guest
1 Yorum
En eski
En yeni En çok oy alan
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin
Nazteacher
Nazteacher
Ziyaretçi
2 yıl önce

Beyhude Ömrüm”, sözün bitmediğine, “yeşilin ateşini içinde taşıyanların” tükenmediğine/tükenmeyeceğine dair umutları “yeniden” yeşerten bir roman, bir hikaye…

Sosyal Medya

792BeğenenlerBeğen
4,489TakipçilerTakip Et
21TakipçilerTakip Et
22TakipçilerTakip Et
55AboneAbone Ol

Günün Kitabı

Editör Seçimleri

Popüler Konular

Son Konular