Frankfurt Yolcusu – Agatha Christie
| Tür: | Polisiye |
| Yazar: | Agatha Christie |
| Yayınlanma Tarihi: | 2006 |
| Yayınevi: | Altın Kitaplar |
| ISBN: | 9789752107748 |
Karakterler
Sir Stafford Nye: Orta yaşlı bir İngiliz diplomattır. Olayların başında biraz akıntıya kapılan, rahatına düşkün ve ironik bir mizahı olan biridir. Frankfurt’ta yaptığı ani yardım (pasaport/bilet verme) onu istemeden oyunun içine çeker. Roman boyunca da saf merakla başlayan tutumu, giderek şüphecilik, öz-denetim ve hayatta kalma refleksine dönüşür.
Mary Ann: Romanın “maskeli” figürüdür. Bir sahnede kırılgan ve kaçan bir kurban gibi, başka bir sahnede soğukkanlı ve çok iyi bağlantıları olan biri gibi görünür. Her ortamda rol alabilmesi onun hem cazibesi hem de tehlikesidir. Temel özelliği akışkan kimlik, yüksek uyum, bilgi toplama/istihbarat sezgisi ve okuru sürekli “kimin tarafında?” sorusuyla baş başa bırakmasıdır.
Lady Matilda Cleckheaton: Stafford’un güçlü bağlantıları olan büyük halasıdır. Christie’nin “sert, pratik, lafını esirgemeyen yaşlı hanım” tipinin politik versiyonudur. Çok sosyal, çok şey görmüş ve perde arkasında ilişki ağları kurup hamle yapan, gerektiğinde bizzat sahaya inen stratejik bir akıldır. Romanın tonunu kişisel maceradan küresel komploya taşıyan kilit figürlerdendir.
Henry Horsham: İstihbarat tarafının adamı, soğukkanlı, prosedürcü ama gerektiğinde hızlı karar veren bir profesyoneldir. Stafford’un yaptığının ne anlama geldiğini açıklayan, onu yönlendiren ve büyük resime bağlayan karakterlerdendir.
Amy Leatheran: Lady Matilda’nın yanında duran, düzeni toparlayan, gözlemci ve aklı başında bir yardımcı figürüdür. Daha sakin bir enerjiyle, Matilda’nın sertliğini dengeleyen olayların kaosunda pratikliğiyle iş gören karakterdir.
Countess Charlotte von Waldsausen (Big Charlotte): Romanda karanlık güç-finans-siyaset çevrelerinin somut yüzlerinden biri olarak öne çıkar. İhtişamı, nüfuzu ve manipülasyon kapasitesiyle korku uyandıran bir figürdür.
Lord Edward Altamount: Devlet aklı ve üst düzey ağlar tarafında, Matilda’nın çevresiyle birlikte hareket eden soğuk, ölçüp biçen, krizleri masa başında yönetmeye çalışan bir güç odağıdır.
Konusu
Frankfurt Yolcusu, Frankfurt Havaalanı’nda tanımadığı bir kadına pasaportunu ve biletini vererek yardım eden İngiliz diplomat Sir Stafford Nye’ın, bu tek hareketle kendini uluslararası bir komplo ve istihbarat oyununun içinde bulmasını anlatır. Roman, kimlik değiştiren karakterler, seçkin ağlar ve Avrupa’da yükselen otoriter/neo-Nazi bir hareket ihtimali üzerinden, Christie’nin klasik “katil kim?” çizgisinden farklı bir politik gerilim kurar.
Frankfurt Yolcusu Özeti
Frankfurt Yolcusu, Agatha Christie’nin klasik “katil kim?” kurgusundan farklı olarak casusluk–politik komplo ekseninde yazdığı, 1970 tarihli bağımsız bir romandır. Yazar kitabın başındaki notlarında hikayenin bir miktar fantazi ya da abartılı bir kurgu olduğunu ama dönemin dünyasında benzer eğilimlerin görülebildiğini özellikle söyler.
Hikaye, Britanyalı diplomat Sir Stafford Nye’ın Malaya’dan İngiltere’ye dönerken Frankfurt Havaalanı’nda aktarma sırasında yaşadığı tuhaf bir karşılaşmayla açılır. Genç bir kadın yanına gelip peşinde birilerinin olduğunu, öldürülme tehlikesi yaşadığını söyler ve ondan pasaportunu, biletini ve pelerinini ödünç ister. Stafford, can sıkıntısıyla karışık bir anlık dürtüyle bu isteği kabul eder. Kadın onun kimliğiyle uçağa binerken Stafford bir anda kendini uluslararası bir güvenlik hikayesinin içinde bulur.
Londra’ya döndüğünde Stafford’un başı gerçekten derde girecek gibidir. Çünkü yaptığı şey diplomatik bir skandal olarak da görülebilir. Ancak resmi güvenlik çevrelerinden bir isim (Horsham) ona, Frankfurt’ta yaptığı çılgınlığın aslında bir hayat kurtardığını ve kadının çok kritik biri olabileceğini ima eder. Stafford’un gizemli kadınla ilişkisi burada bitmez.
Kadın, pasaportunu farklı bir yolla geri gönderir. Stafford onu bulmak için gazeteye “Frankfurt Yolcusu” imzasıyla bir ilan verir ve karşılığında onu yeni bir buluşmaya götüren ipuçları alır. Böylece romanın ana oyunlarından biri başlar. Stafford’un karşısına çıkan kadın her seferinde başka bir kimlikle çıkıyor gibidir ki bu da Stafford’u hem büyüler hem de paranoyaya sürükler.
Bu kişisel takip, hızla daha büyük bir komploya bağlanır. Stafford’un çevresine, özellikle etkili ve bağlantılı büyük halası Lady Matilda Cleckheaton üzerinden bir dizi yüksek katman figürü girer. Finans çevreleri, aristokrasi ve istihbaratın eski yeni aktörleri… Stafford, adım adım küçük bir seçkin grubun içine çekilir ve bu grubun amacı ortaya çıkar.
Avrupa’da ve dünyada yükselen gençlik hareketleri, sokak şiddeti ve politik karmaşa tesadüf değildir. Bunların arkasında neo-Nazi eğilimli, kitleleri manipüle ederek yeni bir otoriter dalga yaratmayı hedefleyen bir örgütlenme olabilir. Roman, 1960’lar sonu ve 1970’ler başının öğrenci hareketleri ve eski düzenin çöküşü tartışmalarını bu komplo fikrinin arka planına yerleştirir.
Komplo büyüdükçe romanın tonu da bir nevi dünya satrancına döner. Bu örgütlenmenin, karizmatik bir figürü bir tür yeni lider olarak parlatacağı düşünülür. Hatta Hitler’in ölmediği veya bir şekilde hayatta kaldığı ya da Hitler’in oğlu olabileceği türünden söylentilerin de propaganda malzemesi olarak kullanıldığı konuşulur. Christie burada tarihsel gerçeklik iddiası kurmaktan çok, kitle psikolojisi ve lider mitinin siyasette nasıl araçsallaştırılabileceği üzerine gerilimli bir oyun kurar.
Örgütlenmeye karşı çalışan grubun elindeki karşı hamle ise romanda daha bilimsel bir hatta bağlanır. “Benvo / Project B” denen bir çalışma, insan davranışlarını daha iyiye çekebilecek bir kimyasal veya psikolojik etki fikrini taşır. Bu da etik açıdan kaygan bir zemindir. İyi niyetle daha az bencillik üretmek mi, yoksa kitleleri yönetmenin başka bir biçimi mi? Christie, gerilimi sadece silahlar ve ajanlar üzerinden değil, insanı değiştirme iddiasının yarattığı korku üzerinden de büyütür.
Finale doğru, Stafford’un dahil olduğu grubun içinde de bir hain olabileceği belirginleşir. Toplantılar, suikast girişimleri ve kimlik oyunları sıklaşır. İşler kontrolden çıktığında, güvenlik çevrelerinin bazı kilit isimleri ölür, bazıları ifşa olur. Saygın görünen maskelerin altında bambaşka ajandalar olduğu anlaşılır.
Stafford, hayatının bu tuhaf döneminin ardından gizemli kadınla evliliğe hazırlanır. Örgütün merkezine yerleştirilen Hitler’in oğlu miti de, daha normal bir yaşama çekilerek etkisizleştirilmiş gibidir. Bu kapanış, romanın başındaki havaalanı sahnesine dönen küçük bir nesne/hatırlatıcıyla bağlanır.
Kısacası Frankfurt Yolcusu, bir diplomatın havaalanında yaptığı tek bir anlık düşüncesizlik üzerinden açılan, kimlik değişimleri, seçkin ağlar, gençlik hareketleri ve neo-Nazi komplo fikrini bir araya getirerek “dünyayı yöneten görünmez mekanizmalar” temasıyla ilerler.
Frankfurt Yolcusu – Kitap Açıklaması
Bu imkânsız değil, yalnızca fantastik bir öyküdür.
Agatha Christie
Dışişleri mensubu Sir Stafford Nye Uzakdoğu’daki görevinden döner-ken Frankfurt Havaalanı’nda garip bir durumla karşılaşır. Yanına yak-laşan bir kadın ilginç bir istekte bulunur. Peşindeki katilleri atlatmak için Sir Stafford’un yolculukta giydiği pelerini ve pasaportunu ödünç almak ister. Ona yardım etmeyi kabul eden Stafford heyecanlı bir mace-ranın içine sürüklenir…
(Tanıtım Bülteninden)



