| Doğum Tarihi: | 1058 |
| Ölüm Tarihi: | 1111 |
| Meslek: | İslâm âlimi, Yazar |
İmam Gazali Kimdir?
İmam Gazâlî, yalnızca kitaplar yazmış büyük bir bilgin değil, bildiklerinin doğruluğunu kendi hayatında sınamış bir hakikat yolcusuydu. Onun hayatı, ilimle başlayan, şöhretin zirvesine ulaşan ve sonunda insanın kendi kalbine yönelmesiyle derinleşen uzun bir arayış olarak okunabilir. Buradaki “imam” sözü, yalnızca camide namaz kıldıran kişi anlamında kullanılmaz. İslâm ilim geleneğinde “imam”, belirli bir ilim alanında otorite kabul edilen, görüşleri takip edilen ve başka âlimlere öncülük eden büyük bilginler için kullanılan bir saygı unvanıdır.
1058 yılında Horasan’ın Tûs şehrinde dünyaya geldi. Küçük yaşlardan itibaren ilme yöneldi; fıkıh, hadis, kelâm, mantık ve felsefe alanlarında eğitim gördü. Cürcân’daki öğreniminin ardından Nîşâbur’a giderek dönemin en büyük âlimlerinden İmâmü’l-Haremeyn el-Cüveynî’nin öğrencisi oldu. Keskin zekâsı, güçlü hafızası ve tartışma yeteneği sayesinde kısa zamanda ilim çevrelerinde tanındı.
Kaynaklarda anlatılan meşhur bir hikâyeye göre Gazâlî, Cürcân’dan Tûs’a dönerken içinde ders notlarının bulunduğu eşyalarını eşkıyalara kaptırdı. Notlarını geri istemek için eşkıyaların peşinden gidince eşkıya reisi ona, “Bilgin birkaç kâğıt elinden alınınca yok oluyorsa bu nasıl bilgidir?” anlamında bir söz söyledi. Bu sözü kendisine yapılmış bir uyarı kabul eden Gazâlî’nin, sonraki yıllarda notlarını ezberlediği anlatılır. Rivayet, onun bilgiyi yalnızca kâğıtta değil, insanın zihninde ve hayatında yerleşen bir değer olarak gördüğünü göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
Gazâlî’nin ilmî yükselişi onu dönemin en önemli eğitim kurumlarından biri olan Bağdat Nizâmiye Medresesi’ne taşıdı. 1091 yılında buraya müderris olarak tayin edildi. Henüz genç sayılabilecek bir yaşta yüzlerce öğrenciye ders veren, devlet adamlarının saygı gösterdiği ve görüşlerine başvurduğu büyük bir âlim hâline geldi. Bağdat yılları aynı zamanda eser üretimi bakımından hayatının en verimli dönemlerinden biriydi.
Fakat dışarıdan büyük bir başarı gibi görünen bu hayat, Gazâlî’nin içinde giderek büyüyen soruları susturamadı. Anlattığı bilgilerin ne kadarını gerçekten yaşadığını, ilim faaliyetinin hakikati aramak için mi yoksa makam ve şöhret kazanmak için mi sürdürüldüğünü sorgulamaya başladı. Bu iç hesaplaşma zamanla ağır bir ruhsal ve bedensel krize dönüştü. Ders anlatmakta zorlandı, iştahı kesildi ve sağlığı bozuldu.
1095 yılında Bağdat’taki yüksek makamını, şöhretini ve rahat hayatını bıraktı. Malının ailesine yetecek bölümünden fazlasını ihtiyaç sahiplerine dağıttı; Şam, Kudüs ve Hicaz’a uzanan bir yolculuğa çıktı. Şam’da inzivaya çekilerek nefsini terbiye etmeye, ahlakını güzelleştirmeye ve kalbini arındırmaya çalıştı. En büyük eseri kabul edilen İhyâü Ulûmi’d-Dîn de büyük ölçüde bu manevi arayış döneminin ürünü oldu.
İmam Gazali Eserleri
- Din İlimlerinin İhyası
- Dil Belası
- Dalaletten Hidayete
- Filozofların Tutarsızlığı
- Felsefenin Temel İlkeleri
- Kimya-yı Saadet
- Mişkatü’l-Envar
- Amel, Ahlak ve Saadet
- İtikatta İtidal
- Mustasfa
- Fıkıh Usulünde el-Menhûl
- Kur’an’ın Cevherleri
- Allah’ın Güzel İsimleri
- Ey Oğul
- İman ve Küfür Çizgisi
- Bâtınîliğin İçyüzü
- Halkı Kelam İlminden Uzak Tutmak
- Dinde Kırk Esas
Tek dokunuşla tepkini bırak, diğer okurlar da görsün.

































